(1475 S. K. m. 2)
Dava: Davacı, borçlu olmadığının tespiti ile icra takibine yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacağını açmış olduğu dava ile hüküm altına aldırmış olup buna göre mahkemece 150.000.000 TL.nin 23.1.1996 tarihinden itibaren en yüksek işletme kredisi faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Davacı bu ilamı 21.5.1997 de takibe koymuş ve icra memurluğunca %900 işletme kredisi faizi üzerinden icrai işlemlere girişilmiş ve böylece icra takibi kesinleşmiştir. Bu gelişme üzerine önceki davanın davalının Belediye Başkanlığı faiz başlangıç tarihindeki işletme kredisi faizi oranının %119.3 olduğunu belirterek 1542.650000TL işlemiş faiz ve %780.7 oranında işleyecek faiz borcu olmadığının tespiti isteğini içeren olumsuz tespit davası açmıştır.
Mahkemece davacının isteği tavzih mahiyetinde nitelendirilerek hüküm kurulmuş ise de yukarıda ayrıntılı biçimde açıklandığı üzere ortada kesinleşmiş bir icra takibi mevcut olduğundan davacının böyle bir istekde bulunmasında hukuki menfaatinin bulunduğunun kabulü gerekir. Hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. Mahkemece yapılacak iş davanın menfi tespit davası olarak kabul edilip, yargılama yapılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 29.12.1998 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy