(1086 S. K. m. 255, 368)
Dava: Davacı, kıdem, ihbar ve kötüniyet tazminatları, izin ücreti ile sosyal güvenlik alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Yargılama sırasında davalı vekili 26.10.1998 tarihli dilekçesiyle tanık dinletmek istemiştir. Ancak Mahkemece 5.5.1998 tarihli ara kararıyla tanıklarını hazır bulundurması hazır bulundurmadığı takdirde her tanık için 400.000 TL ücret takdir edilmek suretiyle davetiye çıkarılması hususunda davalı vekiline kesin mehil verilmiştir. Ne varki bu oturumda davalı vekili hazır bulunmamıştır. Böyle olunca anılan ara kararının adı geçen vekile yazılı olarak tebliğ edilmesi gerekirken mahkemece bu konuda herhangibir işlem yapılmamıştır.
Davalı vekili bu ara kararını yerine getirememiştir. Daha sonra mahkemece davalı tanıkları dinlenmeden hüküm oluşturulmuştur. Böylece davalının savunmasının alınmamış olması Anayasa ve HUMK'nuna aykırıdır. Gerçekten davalının savunması alınmadan hüküm kurulması isabetsizdir. Aslında kesin mehlin sonuçlarının davalı vekiline tebliğ edilecek şekilde ara kararı verilmiş olması gerekirdi. Bu hususlara uyulmadan karar verilmiş olması yasaya aykırı olup kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, sair hususların bozma nedenine göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halindeilgiliye iadesine, 25.1.1999 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy