(818 S. K. m. 355)
Dava: Davacı, ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davayı görev yönünden reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı iş akdinin işveren tarafından haksız olarak sona erdirildiğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatları ile eksik ödenen ücretler karşılığı ve manevi tazminat talep etmiş olup mahkemece taraflar arasında işveren-işveren temsilciliği pozisyonu bulunduğu kabul edilerek görev yönünden dava dilekçesinin reddine karar verilmiş ve karar davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Davalı taraf savunmalarında, taraflar arasındaki ilişkisinin eser sözleşmesi olduğnu ileri sürmüştür. Yine davalı taraf mahkemenin kabulünün aksine davacı ile aralarındaki ilişkinin temsilcilik şeklinde olmadığını da belirtmektedir.
Davalı firmanın merkezi Almanya'da bulunan hasta taşıma (ambulans) servisi olduğu ve Türkiye'de hastalanan kişilerin Almanya'ya nakli işini yürüttüğü anlaşılmaktadır.
Davalı firmanın davacıya gönderdiği anlaşma metninde "... davacının görevinin Türkiye'deki hastaları tedavi eden hekimlerle temas kurmak, hastalığın teşhisi ve hastanın taşınmasının mümkün olup olmadığı ile nakliye aracı ve zamanı konusunda, daha sonra tıbbi nakliye standartları dikkate alınarak hızlı bir geri taşıma gerçekleştirebilmesi için öneriler hazırlamak olduğu, davacıdan istenilen çalışma şartlarının büün yıl hazır bulunmak (ağırlıklı olarak yaz aylarında hazirandan eylüle kadar) ve ADAC - doktorunun karar vermesine yardımcı olmak..." şeklinde görevlerinin belirtildiği ve yine 28.8.1995 tarihli faks mesajında, davacıdan yaz sezonu olan haziran-eylül ortasına kadar anlaşma gereği pazartesinden - cumartesiye olan çalışma günleri temel süre olarak 09.00'dan-20.00'ye kadar hazır beklemesi istenmektedir.
Yine taraflar arasında ücretin götürü ücret olarak da kararlaştırıldığı aynı yazışmalarda anlaşılmaktadır.
Bilimsel ve yargısal görüşlere göre "zaman" ve "bağımlılık" unsurları hizmet akdinin ayırıcı ve belirleyici özellikleridir.
Eser sözleşmesinde, yüklenici, bir sonucu ortaya çıkarma taahhüdünde bulunurken, hizmet akdinde işçinin taahhüdü belirli veya belirsiz bir süre hizmet ifasından ibarettir.
Yine eser sözleşmesinde hukuki bağımlılık unsuru bulunmamaktadır. Hizmet akdinde ise işçi, işini işveren veya işveren vekilinin buyruğu (talimatı) ve denetimi altında bağımlı olarak yerine getirmektedir.
Hizmet akdi ile istisna akdini birbirinden ayırmak için kabul edilen diğer bir kıstasta ekonomik risktir. Hizmet akdinde ekonomik risk işveren tarafından, istisna akdinde ise yüklenici tarafından karşılanmaktadır.
Taraflar arasında ki uyuşmazlığın hangi akit kapsamında kaldığını yukarıdaki açıklamalar karşısında değerlendirmek gerekir.
Davalı belli bir süre göstermek suretiyle davacının çalışmasını istemekte ve çalışmasının hangi konuları kapsadığını ve kendisinden talimat alınacağını belirtmektedir. Çalışma süresi belirtildiği gib gösterilen çalışma saatlerinde kendilerinden emir ve talimat beklenmesi, izne ve tatile çıkmadan önce kendilerine bilgi verilmesi istenmektedir.
Yine işin ekonomik riskininde davalıya ait olduğu yazışmalardan anlaşılmaktadır.
Bütün bu anlatımlar karşısında taraflar arasındaki ilişkinin eser sözleşmesi olmayıp hizmet akdi olduğu ve hizmet akdinin temel unsurları olan zaman ve bağımlılık özelliklerinin ilişkide ağır bastığı belirlenmekle ve yine mahkemenin kabul ettiği şekilde işveren-işveren temsilciliği ilişkisinin hizmet akdinin ayırıcı ve belirleyici özellikleri karşısında olayda mevcut olamayacağı ortada iken mahkemenin aksi düşünce ile dava dilekçesini görev yönünden reddetmesi hatalı olduğundan kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda belirtilen nedenle (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 9.2.1999 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy