(4857 S. K. m. 41, 47, 57) (1475 S. K. m. 14)
Dava: Davacı, kıdem tazminatı, fazla çalışma ve izin ücretiyle bayram ve genel tatil gündeliklerinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi davalıya ait işyerinde çalışırken hizmet süresinin tamamının sigortalı gösterilmediği gerekçesiyle Sosyal Sigortalar Kurumu'na 13.5.1996 tarihinde başvurmuş, sigortaca gerekli araştırma yapılmaması üzerine bu şikayetini 10.6.1996 ve 8.7.1996 tarihlerinde yinelemiştir. Başvurularından birinde de işten çıkarılması endişesinde olduğunu da vurgulayarak davacı isminin açıklanmamasını istemiştir. Davacı tanıkları yaptıkları açıklamalarda davacının bu durumunu dile getirmişler ve süresinin tamamını sigortalı göstermek için şikayet yoluna başvurduğunu belirtmişlerdir. Her ne kadar davalı işveren davacının işyerini terkederek sözleşmeyi feshettiğini savunmuş ve gösterdiği tanıklarda sonuç itibarıyla bu savunmayı doğrulamışlar ise de, ortada şikayet dilekçeleri mevcutken ve davacının işten çıkarılma endişesi içinde olduğu da kanıtlanmışken işi kendisinin terketmiş olduğunun kabulü gerçek duruma ters düşmektedir. Bu deliller karşısında işverenin şikayet üzerine sözleşmeyi feshettiği sonucuna varmak gerekir. Gerçekten fesih de 12.7.1996 tarihinde gerçekleşmiştir. Bunun sonucu olarak kötüniyet tazminatı hüküm altına alınmalıdır. Ayrıca ihbar tazminatı istemediğine göre bu tazminatı da içeren kötüniyet tazminatı olarak istek nitelendirilmeli, böylece sonuç olarak ihbar önellerine ait ücretin 3 katı tutarı tazminat hüküm altına alınmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten bozulmasına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 12.03.1998 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy