(2709 S. K. m. 50) (1475 S. K. m. 49, 57)
Dava: Davacı, icra takibine yapılan itirazın iptali ve takibin devamı ile % 40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işveren davalı işçinin önel vermeksizin işten ayrıldığını bu nedenle de ihbar tazminatına hak kazandığını ileri sürerek davalı hakkında ilamsız icra takibinde bulunmuş, takibe karşı davalı izin ve fazla mesai alacakları bulunduğunu belirterek takibe itiraz etmiştir. İtiraz üzerine takip durmuş daha sonra davacı işveren bu dava ile itirazın iptali takibin devamı ve icra inkar tazminatı isteklerinde bulunmaktadır.
Mahkemece davacının yıllık ücretli izin alacağı olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir. Ancak Dairemizin yerleşen uygulamasına göre izin hakkı bulunan işçinin istekte bulunmaksızın işyerinden ayrılıp gitmesi feshi haklı nedenle gerçekleştirdiği anlamına gelmez. Gerçekten işveren düzenleme yetkisine dayanarak hangi tarihte işçilere izin kullandırma hakkını tesbit etme yetkisine haizdir. Bir başka anlatımla işçi kendi isteğine göre herhangi bir tarihte izin kullanamaz. Bu bakımdan mahkemenin davayı red gerekçesi hatalıdır.
Ancak Davalı işçi fazla mesai alacağı bulunduğunu da savunmaktadır. Mahkemece bu konuda davacının gerçekleşmiş bir hakkı olup olmadığı araştırılarak böyle bir hak bulunduğu takdirde şimdiki gibi davanın reddine aksi halde davanın kabulüne karar verilmelidir. Eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda belirtilen nedenle BOZULMASINA, 25.02.1998 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Mahkemece yıllık ücretli izinlerinin kullandırılmadığı gerekçesiyle işçinin akdi fesihte haklı olduğu kabul edilmiştir. Dairemizin çoğunluk görüşünde ise işçinin iznini önceden talep etmesi gereğine işaret edilerek böyle bir talep olmaksızın iznin kullandırılmadığı gerekçesiyle uygulamaya konulan feshin haklı olamayacağı kabul edilerek mahkemenin kararı bozulmuştur.
İş Yasası'nın 49. maddesinde işçilere izin verileceği ve izin hakkından vazgeçilemeyeceği belirtilmektedir.
Anayasanın 50 nci maddesinde dinlenmenin çalışanların hakkı olduğu belirtilmektedir. Bu nedenle izin hakkından vazgeçilmesi mümkün değildir. İş Yasası'nda iznin verileceği belirtilmektedir. Bu hüküm işçi yararına olmak üzere nisbi emredici nitelikte olduğundan öncelikle işverene hitap etmekte ve verilecek sözüyle isteğe bağlı olmaksızın işverenin bu hakkı işçiye sağlayacağı öngörülmektedir. Nitekim İş Yasası'nın 57 nci maddesinde yıllık ücretli izinlerinin yürütülen işlerin niteliğine göre yılın hangi dönemlerinde kullanılacağı izinlerin ne suretle ve kimler tarafından verileceği veya sıraya bağlı tutulmaksızın işverenin görevi olduğu belirtilmektedir.
Çoğunluk görüşünde, işçinin kendi istediği tarihte izin kullanamayacağı belirtilmesine karşılık işveren yukarıda belirtilen yasa hükmüne uygun olarak herhangi bir sıralama ve tarih belirlememiştir. Maddenin bu hükmünde de çıkarılan anlam, işverenin sıralama ve tarih belirlemek suretiyle işçilerin izinlerini vereceğidir. Bu davayla ilgili işyerinde işveren izin verme niyetinde olmadığı için herhangi bir planlama yapmamış ve işçilerin izinlerini verip kullandırmamıştır.
Ayrıca çoğunluk görüşünden hareket ettiğimiz takdirde de işverenin izin vermek istediğini ancak işçinin kabul etmediğini veya aksine işçinin istekte de bulunmadığını kanıtlaması zorunludur.
Davalı tanığı K.A. beyanında, istemelerine karşılık işverenin izinlerini kullandırmadığını ifade etmiş, davacı işveren ise hiç bir kanıt getirememiş ve bu beyana karşı çıkmamıştır.
Bu durumda işverenin yasayla kendisine yüklenen izin verme zorunluluğu ve görevini yerine getirmediği açıktır. Daire çoğunluk görüşünden hareket edilecek olsa bile, sıralama ve tarih belirlemeyen işverenin tüm çalışma süresinde isteğe rağmen izin vermekten kaçındığı açıktır. Dairemiz kararında işverenin tarih belirlemek suretiyle izin kullandıracağı ve işçinin istediği tarihte izin kullanamayacağı belirtilmekte ise de, işverenin, bu doğrultuda bir savunması olmadığı gibi, mahkemeye sunduğu bir izin planlamasında bulunmamaktadır. O halde 2 seneden fazla çalışması bulunan işçiye izinlerinin işverence verilmediği açıktır. İşçinin bu gerekçeyle iş akdini feshi haklı olduğundan davacı işverenin ihbar tazminatı isteğini reddeden mahkeme kararının onanması görüşündeyim. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy