(1475 S. K. m. 16, 17)
Dava: Davacı, ihbar ve kıdem tazminatı fazla çalışma ve yıllık ücretli izin parası ile genel tatil gündeliklerinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dosyadaki bilgi ve belgelere ve özellikle mahkemenin yıllık ücretli izin, genel tatil ve ulusal bayram günleri alacaklarıyla ilgili kabulüne göre davacı işçinin işyerinde beş yıla kadar çalıştığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık hizmet sözleşmesinin kimin tarafından feshedildiği konusuna ilişkindir. Davacı işçi 31.3.1997 tarihinde işine son verildiğini iddia ederken davalı işveren 01-02.04.1997 tarihlerinde iki gün işe gelmemesi nedeniyle davacının sözleşmeyi feshettiğini savunmaktadır.
Davacı işçi devamsızlığın savunulduğu 2.4.1997 tarihinde Bölge Çalışma Müdürlüğüne şikayette bulunmuştur ki bu olgu dikkat çekicidir. Ayrıca önemle üzerinde durulması gereken bir diğer olgu da davalı işverenin bir yandan istifa ederek işten ayrıldığını gösteren 31.3.1997 tarihli dilekçeyi ibraz etmiş diğer yandan da 2.4.1997 tarihli işyerinde tutulan tutanağı vermiştir. Bu tutanakta mahkemece ifadesi alınıp hüküm kurulurken gözönünde tutulan tanık Ş.K.'nin işverene davacının ücretinin arttırılması üzerine işyerinden ayrıldığını belirttiği kaydedilmektedir. Bir kimse istifa etmiş ve ayrıca dilekçesini vermiş ise, tutanak düzenlenmesine ve dolaylı yollardan terk nedeninin araştırılmasına gerek yoktur.
Bu olgular karşısında davacının hizmet sözleşmesini kendisinin feshettiği kanaati zayıflamaktadır. Böyle olunca kesin durumun anlaşılabilmesi için anılan dilekçe altındaki imzanın davacıya ait olup olmadığının tahkiki gereklidir. Yargılama sırasında da davacı imzanın kendisine ait olmadığını 6.10.1997 tarihli oturumda ileri sürmüş olup mahkemece de tanık Ş. dinlendikten sonra imza için bilirkişi incelemesinin yaptırılmasının düşünülmesine şeklinde ara kararı verilmiştir. Daha sonraki yargılama aşamasında bu hususun üzerinde durulmamıştır.
Eksik incelemeyle karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten BOZULMASINA, 01.04.1998 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy