(1475 S. K. m. 14) (2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 84)
Dava: Davacı, icra takibine yapılan itirazın iptali ile takip konusu alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı işveren hizmet sözleşmesinin 6.1.1997 tarihinde feshedilmesinden sonra 27.3.1997 tarihinde kıdem tazminatının tamamını ödemiş davacı ödeme üzerine ek kıdem tazminatı alacağını tamamen tahsil ettiğini fakat kanundan doğan haklarını da saklı tuttuğunu belirten bir ibraname düzenleyip imza etmiştir. Ancak kıdem tazminatının ödenmesinden önce Sulh Hukuk Mahkemesine müracat ederek ödemenin faizinden mahsubu gerektiğinin tespitini istemiş, anılan mahkemece konunun İş Mahkemesi görevine girdiğinden söz ederek tespit istemi reddedilmiş ve bu karar ödemeden önce davalı işverene tebliğ edilmiştir.
Davacı işçi fesih tarihi itibari ile ödeme tarihine kadar geçen süre için geçmiş günler faizini hesaplayarak belirlenen faiz miktarı kadar kıdem tazminatı alacağının ödenmediği düşüncesi ile bu ana paranın ödettirilmesi için icra takibi talebinde bulunmuştur. Davalı işverenin bu takibe itiraz üzerine davacı işçi bu kez itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatı isteği ile bu davayı açmış, mahkemece istek doğrultusunda hüküm kurulmuştur.
Borçlar Kanununun 84. maddesine göre, gerçekleşen faiz alacağı ödenmediği için ana paranın önce faizden mahsubu gerekeceği şeklindeki mahkemenin vardığı sonuç doğrudur. Ne var ki alacağın likitliğinden söz edilmesi somut olay yönünden mümkün değildir. Çünkü ortada bir ibraname tespiti gereken bir faiz oranı ve tespiti delail dosyası mevcuttur. Bütün bunlar mahkemede irdelenip bir sonuca vardırılmasını gerektiren verilerdir. Bu bakımdan icra inkar tazminatı isteğinin kabulü dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Bu tazminat reddedilmek üzere karar bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16.3.1998 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy