(1475 S. K. m. 13)
Dava: Davacı, ihbar ve kıdem tazminatı, fazla çalışma ve yıllık ücreti ile ücret alacağının ödetilmesine, davalı ve karşı avacı ise izinsiz ve mazeretsiz iş bırakması nedeniyle ihbar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, her iki davayıda kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde duruşmalı olarak taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş isede duruşma günün taraflara tebliği için davetiyeye yapıştırılacak posta pulu bulunmadığından duruşma isteğinin reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle iş akdi davacının yeni iş yeri açmak amacıyla işi terk etmesi suretiyle sona ermiş bulunmasına bu sona eriş durumunda hizmet sözleşmesinin işçi tarafından feshedilmiş olmasına göre davacının ihbar tazminatına yönelik itirazı yerinde değildir. Sonuç olarak tarafların tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün bu gerekçeyle ONANMASINA, 27.5.1998 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞIOY YAZISI
1- Mahkemece hizmet akdinin işveren tarafından sona erdirildiği kabul edildiği halde, karşı dava kabul edilerek işveren lehine ihbar tazminatının hüküm altına alınması hatalıdır.
2- İşveren hizmet akdini devamsızlık sebebiyle fesh ettiğini savunmamıştır. Böyle bir fesih bildirimide yoktur. Buna rağmen mahkemece devamsızlık nedeniyle haklı olarak işveren tarafından hizmet akdinin sona erdirildiği kabul edilerek, işçinin ihbar ve kıdem tazminatı isteklerinin reddedilmesi doğru değildir. Dosya içeriğinden işçinin fazla avans istemesine sinirlenen işverenin işçiyi işten kovulduğu bu suretle akdin haksız olarak sona erdirildiği anlaşıldığından davacının ihbar ve kıdem tazminat isteklerinin kabul edilmesi gerekir.
3- Daire çoğunluğunun kabul ettiği gibi davacının iş yeri açmak için akdi sona erdirdiğinin kabulüne yeter kanıt mevcut değildir. Taraflar arasında avans konusunda bir tartışma çıktığı bunun üzerine akdin sona erdiği açıkça anlaşılmaktadır. Fazla mesai ücreti ve ücret alacak isteklerinin hüküm altına alınmasından ve tanık anlatımlarından işverenin işçinin ücretlerini düzenli ve zamanında ödemediği anlaşılmaktadır.
Bu hal işçiye 1475 sayılı Yasanın 16/2-e maddesi gereğince haklı fesih hakkı verir. Daire çoğunluğu gibi akdin işçi tarafından sona erdirildiği kabul edilse bile feshin anılan maddeye göre haklı fesih olduğu kabul edilerek kıdem tazminatı isteğinin kabulü gerekirdi.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkeme kararının bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan daire çoğunluğunun onama kararına katılamıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy