(1475 S. K. m. 1) (2822 S. K. m. 6)
Dava: Davacı, TİS' den doğan fark alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemişti.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi, davalı MKE N. AŞ Genel Müdürlüğüne ait iş yerinde çalışmasını sürdürmekte iken, iş yerinde uygulanmakta olan Toplu İş Sözleşmesinden dayanışma aidatı ödemek suretiyle faydalanmak istediğini, davalının bu talebini kabul etmeyerek Toplu İş Sözleşmesinden yararlandırmadığını iddia ederek, sözleşmeden doğan kimi işçilik haklarının ödetilmesini istemiştir.
Davalı ise, davacı ile aralarında hizmet ilişkisi olmadığını, ihale yolu ile temizlik işlerini alan alt işveren firmanın işçisi olduğunu, Toplu İş Sözleşmesi hükümlerinden yararlanamayacağını savunmuştur.
Mahkeme, davacının davalının işçisi olduğunu belirterek, davanın kabulüne karar vermiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı ile dava dışı firma arasında yapılan ihalenin gerçek bir ihale ve bunun sonucu olarak ta davalının asıl işveren olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Dosya arasında mevcut, ihale şartnameleri, ihale mektupları, davalı kurumun Komisyon Kararları Yönetim Kurulu kararının bulunduğu görülmektedir. Bu belgelerin tetkikinden davalı kurumun bir kısım işlerin yapımını 2886 Sayılı Devlet İhale Kanunu uyarınca ihaleye çıkardığı ve ihale sonucu, ihaleye iştirak eden muhtelif firmalardan en uygun teklifi verene ihale edildiği anlaşılmaktadır. Bu belgelerin gerçek dışı belgeler olduğuna dair herhangi bir kanıt mevcut değildir. Davacı tarafça da aksi iddia ve ispat edilmemiştir. Her ne kadar şartnamelere ve sözleşmelere işçilerin işe alımında veya çıkartılmasında bazı özel hükümler konulmuş ise de, davacının çalıştığı iş yerinin özelliği ve güvenliği nedeniyle bu yola başvurulduğu sonucuna varmak gerekir. Keza alt işveren değiştiğinde işçilerin tüm olarak yeni alt işverende çalıştığına dair dosyada bir bilgi ve belge de mevcut değildir. Bu husus davacı tarafça da iddia konusu yapılmamıştır. Önceki alt işveren tarafından çalıştırılmış bazı vasıflı işçilerin daha sonraki bir alt işverence işe alınmış olması tek başına bu hukuki durumu değiştirmez.
Öbür yandan ihaleyi alan alt işverenin ihale konusu işleri yaptığına dair referans mektubu, mali gücünü gösterir yazı, sanayi odasına kayıtlı olduğuna dair belgeden de adı geçen firmanın göstermelik bir firma olmayıp, gerçek bir firma olduğu sonucuna varılmaktadır.
Ayrıca davacıya ait sigorta işe giriş bildirgesinden de, işyerinin N. AŞ Temizlik işleri ihalesi unvanı ile ihaleyi alan kışının isimleri belirtilmiştir.
Tüm bu olgular karşısında dairemizin oluşan içtihatları gereği alt işveren işçisi durumunda bulunan davacının asıl işveren durumunda ki davalı MKE N. AŞ'nin taraf olduğu Toplu İş Sözleşmesinden yararlanma olanağı bulunmamaktadır. O halde asıl işveren N. AŞ Genel Müdürlüğü hakkında açılan bu davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 24.06.1998 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Hüküm altına alınan davacı isteklerinin 12.7.1996-31.12.1996 çalışma dönemi ile ilgili olduğu ve davalı kurum ile anlaşması gösterilen kişinin işçi alım ve işten çıkarılmada hiçbir yetkisinin olmadığı hizmet satın alma şartnamesi özel şartlar bölümünden anlaşılmaktadır.
Şartnamede tahmil tahliye işlerinde çalıştırılacak işçilerin seçiminde ve işten çıkarılmasında Şirket (N. Sanayi ve Ticaret AŞ.) Ticaret Müdürlüğünün Yetkili olacağı belirtildiği gibi tahmil ve tahliye işleri sırasında şirketin bir görevlisinin sorumlu olacağı belirtilmektedir.
Yine şartnamede işyerinde kullanılacak alet ve malzemenin şirketçe karşılanacağı öngörülmektedir.
İş Kanununda İşveren, işçi çalıştıran tüzel veya gerçek kişi olarak tanımlanmıştır. İşçi çalıştırmak, çalıştırılacak işçiyi serbestçe seçme hakkını işverene vereceği gibi, işveren her an için iş akdini sona erdirebilir. Şartnamede ise ilgili şahıs firmasına bu hak tanınmamakta ve bu yetki davalı şirkette toplanmaktadır. İşçisini seçemeyen ve işçisinin işine son verme iradesi bulunmayan bir kişi veya firma işveren olarak kabul edilemez. Ayrıca işlerin sorumlusu olarak ta şirket görevlisi yetkili kılınmaktadır.
Gerçek işverenin yükümlülüklerinden biriside, işçiye yapacağı iş için gerekli alet ve malzemeyi verme zorunluluğudur. Ancak bu olayda alet ve malzemenin davalı şirket tarafından sağlanacağı belirtilmiştir.
Bütün bu olgular birlikte değerlendirildiğinde, işçi seçme ve işe alma, işten çıkarma yetkisi bulunmayan, işten sorumluluğu kabul edilmeyen ve işçisine alet ve malzeme temin etme hakkı dahi bulunmayan kişi veya firma işveren olarak kabul edilemez.
İşin sorumluluğunu üstlenen, işçi alma ve çıkarmada yetkili olan ve işçilere malzeme ve alet temin eden, işyeri ve iş disiplini için gerekli tedbirleri üstlenen gerçek ve tüzel kişi Yasa anlamında gerçek işveren sayılacağından, bu olayda da bu koşulları şartnameye göre bünyesinde toplayan N. Anonim Şirketini davacının gerçek işvereni olarak kabul edene mahkeme kararının gerçeğe ve yasaya uygun olduğu görüşüyle onanması görüşündeyiz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy