(1475 S. K. m. 26)
Dava: Davacı, verimliliği teşvik primi alacağından ödetilmesine karar verilmesini istemişti.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar:
1- Davalı Gölcük Tersane Komutanlığı'nın tüzel kişiliği bulunmamaktadır. Bu bakımdan onun hakkında açılan davanın yargılaması sonunda, teşvik primi alacağından sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bu bakımdan anılan davalı hakkındaki davanın husumet yönünden reddine karar verilmelidir.
2- Diğer davalı Milli Savunma Bakanlığı'nın temyizine gelince; davacı işçi 1.3.1997-28.2.1998 yürürlük süreli olup, işyerinde uygulanmakta bulunan 16. Dönem Toplu İş Sözleşmesi'nin 60/e maddesinde yer alan günde 8.5 saat veya daha fazla çalışan işçilerin saat ücretlerine % 15 oranında verimliliği teşvik primi ödenmesine ilişkin kurala dayanarak fark ücret isteğinde bulunmuştur.
Davalı Milli Savunma Bakanlığı ise, davacının kaynakçı olup günde 7.5 saatten fazla çalıştırılmaması zorunda olan işçilerden bulunduğunun, bunun sonucu olarak da söz konusu Toplu İş Sözleşmesi kuralından ve o kurala dayanılarak Toplu İş Sözleşmesi taraflarınca düzenlenen protokolden yararlanması olanağı bulunmadığını savunmuştur.
Mahkemece protokolün altında imzası olan temsilcilerin TİS'in imzalayan temsilcilerin tamamından oluşmadıkları ve hak ve nesafet kuralları gereği davacının da verimliliği teşvik priminden yararlandırılmasının uygun düşeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, 16.5.1997 tarihli protokolü Toplu İş Sözleşmesi'nin tarafları olan temsilciler imzalamışlardır. Gerçekten Milli Savunma Bakanlığı'ndan iki, TUHİS'den üç ve T. H. İş Sendikası'ndan iki temsilci tarafından protokol düzenlenmiş olup; Toplu sözleşme kuralı doğrultusunda, içerik getirmiştir. Toplu sözleşmeyi imzalayan tüm temsilcilerin daha sonra düzenlenen protokolü de imzalamalarını gerektiren bir yasa kuralı mevcut değildir. Yeter ki tarafları temsile yetkili olan kişilerce imzalanmış olsun. Öte yandan protokolün toplu sözleşmeye uygun ve onun doğrultusunda düzenlendiği gözlenmektedir. Böyle olunca anılan sözleşmenin 60/c maddesi üzerinde özellikle durulmalıdır. Maddenin ilgili bölümü şöyledir: "Müktesep hak sayılmamak ve başkaca bir ödemeyi etkilememek kaydıyla, günlük normal mesai süresi 8.5 saat ve üzerinde olan bütün işçilere, çalıştıkları normal mesai günleri için işbaşında kaldıkları saat başına, saat ücretlerinin % 15'i oranında verimliliği teşvik primi ödenir. Günlük normal mesaisi 8.5 saatin altında olanlardan, günlük 8.5 saatlik mesai programına uygun olarak çalışanlar da bu prime hak kazanırlar. 8.5 saatlik mesaiden daha az süreli mesaiye tabi olanlar bu primden yararlandırılmazlar" Bu kural yorumu dahi gerektirmeyecek şekilde açık olup, verimliliği teşvik primi içni fiilen 8.5 saatlik mesai yapılması koşulunu öngörmektedir. Bunun altında yasa gereği ya da serbest irade ile mesai yapılması durumlarında böyle bir prim ödenmesi söz konusu olmaz. Protokolde 8.5 saatin altında çalışanlara 8.5 saatlik çalışma düzenine geçebilme imkanı tanımaktadır ki, onların da böyle bir varsayımda bu primden yararlanmaları olanağı mevcuttur. Davacı işçi günde 8.5 saatlik çalışmanın altında mesaiye tabi olduğuna göre anılan kuraldan yararlandırılmaması gerekir. Böyle olunca isteğin reddine karar verilmelidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, 1.7.1998 tarihinde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy