(1475 S. K. m. 14)
Dava: Davacı, kıdem tazminatıyla izin ücretinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre; davacının, davalı işverene bağlı olarak 27.6.1990 tarihinde çalışmaya başladığı, yazılı hizmet sözleşmesinin her yıl yenilenmek suretiyle 20.5.1997 tarihine kadar çalışmasını sürdürdüğü, bu tarihte işverence 1475 sayılı iş kanununun 13. ve 14. maddeleri hizmet sözleşmesinin feshedildiği ve kıdem tazminatının ödendiği anlaşılmaktadır. Aynı tarihte 20.5.1997 - 31.12.1998 tarihleri arasında çalışmak üzere yeni bir yazılı hizmet sözleşmesi düzenlenmiş, davacının sözleşmesi 3.9.1997 tarihinde işverence feshedilmiştir.
Mahkemece, davacının, çalışılan tüm süre üzerinden ve son ücrete göre kıdem tazminatı hesaplanması ve daha önce ödenen miktarın tenzili istemiyle açtığı fark kıdem tazminatı alacağına ilişkin davanın kabulüne dair karar verilmiştir.
Davacıya 20.5.1997 tarihinde kıdem tazminatı ödendiği taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. İhbar tazminatı ve diğer bir kısım işçilik alacakları için ise 19.12.1997 tarihinde dava açtığı anlaşılmaktadır. Davacı bu tarihte ihbar tazminatı isteğine ilişkin dava açtığına göre 20.5.1997 tarihine kadar olan çalışmaları karşılığı alacaklarını talebetmiş ve yeniden düzenlenen sözleşmeyle yeni bir çalışma döneminin başladığını kabul etmiştir. Başka bir anlatımla 27.6.1990 - 20.5.1997 arası belirsiz süreli hizmet sözleşmesi son bulmuş ve bu tarihte yeni bir belirli süreli hizmet sözleşmesi hükümlerinin geçerli olduğu kabul edilmiştir.
Davacı tarafından daha önce açılan bir başka davada da bu son sözleşmenin bakiye süreye ait ücret alacağı mahkemece kabul edilmiş ve Dairemizce Borçlar Kanununun 325. maddeleri gereğince indirim yapılması gerektiğinden bahisle bozulmuştur. Bu durumda önceki belirsiz süreli hizmet sözleşmesinin 20.5.1997 tarihinde son bulduğu, yeni bir belirli süreli hizmet sözleşmesinin geçerli olduğu Dairemizce de kabul edilmiştir.
Böyle olunca 20.5.1997 tarihinde gerçekleştirilen işveren feshinin davacıya daha az kıdem tazminatı ödenmesi niyetiyle yapılmadığı sonucuna varmak gerekir İşverenin feshi ve sonrasında davacıın açmış olduğu davalar sebebiyle bu tarihteki feshin, hukuki sonuçlarını doğurması iki tarafça istenmiştir. Davacının çalışması fiilen 20.5.1997 tarihinden sonra devam etmişse de tarafların gerçekleşen bu iradeleri ve açılan davalar sonucunda önceki hizmet sözleşmesinin sona erdiği, yeni bir sözleşmenin yapıldığının kabulü gerekir. Bu durumda davacıya daha önceki çalışmaları için kıdem tazminatı ödendiği için çalışılan tüm süre üzerinden son ücrete göre hesaplanan kıdem tazminatından daha önce ödenen miktarın tenkisi ile fark kıdem tazminatının hüküm altına alınması hatalıdır. Davacının fark kıdem tazminatı isteğinin reddine karar verilmelidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebebten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 5.7.1999 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy