(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki, icra takibine yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle reddine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davacı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 2.11.1999 salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat ... geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davalının davacıya ait kooperatif işyerinde ambar memuru olarak çalıştığı sırada kooperatif yetkililerince kendisine bankaya yatırılmak üzere Türk parası ve Alman markı verildiği ancak ... Bankası'nda yatırma işlemlerini yaparken parayı bir yankesiciye kaptırdığı bunun sonucu olarak da kooperatif zarara uğrattığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Mahkemece davacının parayı bankaya yatırma işinin görevi içine girmediği ve kooperatif tüzüğüne göre yöneticilerin kooperatife karşı birinci derecede sorumlu oldukları görüşü benimsenerek davanın reddine karar verilmiştir. Bu düşünce şeklinin hatalı olduğu açıktır. Her ne kadar para yatırma işi doğrudan ambar memurunun görevleri içine girmemekte ise de somut olayda davalının kooperatife ait banka işlerini sık sık yürüttüğü ve banka personeliyle de yakınlık kurduğu sonucuna varılabilmektedir. Bundan başka bu görev kendisine verildiği zaman herhangi bir itirazda bulunmamış ve hemen görevi üstlenmiştir. Asıl önemli olan durum ise normal olarak bankaya para yatıran bir kimsenin para kendisinin ya da başkasının olsun gereken özeni göstermesi ve paraya sahip olması icab eder. Olayda, davalı bankanın alt katında personelle görüşmeye gittiği zaman parayı bırakmış sonra döndüğünde kendisiyle ilgilenen şahıs parayla birlikte ortadan kaybolmuştur ki böyle bir durum görevin ifasında gerekli dikkat ve ihtimamın gösterilmediğini ortaya koymaktadır.
Olayın bu özellikleri dikkate alınarak davalı işçinin sorumluluğu cihetine gidilmeli ancak mahkemece kooperatif yönetiminin böyle bir işi doğrudan ilgili personele değil de davalı ambar memuruna yaptırmasında müterafik bir kusurun olup olmadığı da düşünülmek suretiyle sonuca gidilmelidir.
Sorumlu olduğu miktar belirlendikten sonra uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği ve likit olmadığı da düşünülmelidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 02.11.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy