(1475 S. K. m. 13, 14, 17, 26)
Dava: Davacı, ihbar ve kıdem tazminatı ile ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir. Hüküm süresi içinde duruşmalı olarak davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de HUMK.nun 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1 - Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2 - Davacı hizmet akdinin feshedildiğini ileri sürerek ihbar ve kıdem tazminatı isteğinde bulunmuştur. Buna karşı davalı işveren hizmet akdinin haklı nedenle feshedildiğini öne sürmüş ve fesih nedeni olarak davacının verilen görevleri yapmaması, işyeri huzurunu bozması, hatalı ütüleme nedeniyle zarara sebebiyet vermesi ve işi terketmesi gibi sebepleri göstermiştir. İşyerinde düzenlenen 17.9.1998 tarihli tutanakta da fesih sebebi ve kim tarafından yapıldığı açıkça bellidir. Böylece hizmet akdinin davalı işveren tarafından yapıldığı olgusu üzerinde taraf iradeleri birleşmiş olup, buna rağmen feshin davacı tarafından yapıldığını söylemek mümkün değildir.
Bu konuda belirtilmesi gereken bir başka husus; kural olarak hizmet akdini fesheden taraf, ileri sürdüğü fesih sebepleri ile bağlı olup, hizmet akdini haklı nedenle feshettiğini kanıtlamakla yükümlüdür. Böyle olunca davalı işveren tarafından gerek 17.9.1998 tarihli tutanakta gerekse cevap dilekçesinde belirtilen fesih nedenleri yönünden mevcut deliller çerçevesinde değerlendirme yapmak zarureti sözkonusu olur ki, olayda davacı işçinin fesih tarihinden geriye doğru hak düşürücü süre içinde hatırlatıldığı halde verilen görevleri yapmadığı veya başka bir işçiye veya işverene sataşmada bulunduğu kanıtlanmış değildir. Öte yandan davacının 16.9.1998 gününden itibaren işe gelmediği kabul edilse bile 17.9.1998 tarihinde hizmet akdinin feshedildiği dikkate alındığında devamsızlık nedeniyle fesih koşullarının da oluşmadığı açıkca ortadadır. Burada üzerinde durulması gereken husus, davacı işçinin işverene zarar verip vermediği ve miktarının ne olduğudur. Dosya kapsamına ve özellikle davalı tanıklarının anlatımlarına göre davacı ütücü yardımcısı olup, yanında bir de ütücü ustası olduğu anlaşılmaktadır. Böyle bir durumda ütüsü yapılmadığı için iade edilen 30-40 adet malın hatalı ütülenmesinden tek başına davacının sorumlu olabileceği düşünülemiyeceği gibi, bu konuda ne şekilde zarar oluştuğu ve miktarı da açıkça belirlenmiş değildir. Davalı işverence bu konuda ileri sürülen herhangi bir delil ve yapılmış bir tesbit dosyada mevcut bulunmamaktadır. O halde 1475 sayılı İş Kanunu`nun 17/II-h maddesininde koşulları gerçekleşmediğine göre hizmet akdinin davalı işverence haksız feshedildiğini kabul etmek gerekirken aksi düşünceyle davacının ihbar ve kıdem tazminatı isteklerinin reddi hatalı olup, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebebten BOZULMASINA, 12.10.1999 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy