(2547 S. K. m. 34)
Dava: Davacı, kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar:Davacı davalı üniversitede yabancı diller okulunda Fransızca okutmanlığına atanarak 24.4.1973-24.4.1974 süreli idari sözleşme ile çalışmaya başlayıp tip sözleşmelerle 23.10.1997 tarihine kadar çalışıp bağlı bulunduğu SSK.dan yaşlılık aylığı almak suretiyle görevinden ayrıldığı dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Mahkemece davacının 506 sayılı yasaya tabi olarak işyerinde çalışmakta iken emeklilik nedeniyle iş akdinin son bulduğu kabul edilerek kıdem tazminatı istemi hüküm altına alınmış, davalı vekilince karar temyiz edilmiştir.
Davacı Fransız uyruklu olup 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanununun kabulünden önceki mevzuatta öngörülen prosedür uyarınca davalı üniversite Yabancı Diller Okulunda Fransızca okutmanlığına 24.4.1973 tarihinde atanarak birer yıllık sözleşmelerle çalışmış 2547 sayılı kanun ve 12.7.1982 gün ve 8/5102 sayılı Bakanlar Kurulu kararı uyarınca düzenlenen sözleşmelerle görevini sürdürmüştür.
Dosya içinde bulunan ve taraflarca düzenlenen sözleşmenin dayanağını oluşturan 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanununun yabancı uyruklu öğretim elamanı başlıklı 34. maddesinde yüksek öğretim kurumlarında, sözleşme ile görevlendirilecek yabancı uyruklu öğretim elamanları, ilgili fakülte enstitü veya yüksekokul yönetim kurulunun önerisi ve üniversite yönetim kurulunun uygun görüşü üzerine rektör tarafından atanırlar. Bunlar, öğretim görevleri bakımından, bu konuda aylıklı öğretim elemanları için konulmuş olan hükümlere tabidirler. Yabancı uyruklu öğretim elemanlarının bu şekilde atanmaları veya görevlendirilmeleri 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun Bakanlar Kurulu kararlarını gerektiren hükümlerine tabi olmadan, Yüksek Öğretim Kurulunca İçişleri Bakanlığına bildirilir ve iki ay içerisinde alınacak olumlu görüş neticesinde ilgili üniversitesince sözleşmesi yapılır denilmektedir. Görüldüğü gibi davacı atama tasarrufu ile göreve başladıktan sonra da taraflarca sözleşmesi düzenlenmiştir. Bu durum karşısında sözleşme hizmet sözleşmesi olarak nitelendirilmeyeceğinden sözleşmenin idari sözleşme niteliğinde olduğunun kabulü gerekir.
Mahkemece dava dilekçesinin görev noktasından reddi gerekirken yazılı şekilde davanın esası hakkında hüküm kurulması hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 11.11.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy