(1475 S. K. m. 13, 14) (1086 S. K. m. 427)
Dava: Taraflar arasındaki, ihbar tazminatının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar avukatınca istenilmesi ve davalılar avukatıncada duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 6.4.1999 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalılardan A adına Avukat A ile karşı taraf adına Avukat M geldi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1. Davalılardan A Bank A.Ş. Genel Müdürlüğü hakkında açılmış olan dava reddedilmiş olduğundan temyizde hukuki yararı bulunmayan bu banka vekilinin temyiz dilekçesinin reddine,
2. Davalı M ile davacı bankanın temyizlerine gelince:
a) 30.9.1996 tarihli taahhütnamede davalı M iki yıllık süreden önce sözleşmesini feshettiği takdirde Birmilyar Tl. karşılığı döviz miktarını davacıya ödeyeceğini taahhüt etmiştir. Mahkemenin de isabetli olarak kabulünde olduğu üzere bu taahhüt cezai şart niteliğinde olmayıp bir nevi transfer ücreti niteliğindedir ki: bununla davacı işveren banka davalı işçiyi işe bağlamak amacını gütmüştür. Ne var ki davalı anılan süre dolmadan işyerinden istifaen ayrılmış olduğu için davacı bankanın taahhütname içeriğini yerine getirmesini davalı işçisinden isteyebilir. Ancak davalı işçinin sorumluluğu tespit edilirken çalışılan süre ile çalışması gereken süre arasındaki oranlama yapılarak bu oranlamaya göre bulunacak miktar hüküm altına alınmalıdır. Taahhütnamedeki belirtilen miktarın tamamının davalı kişiden tahsiline karar verilmesi hatalıdır. Adalet ve hakkaniyet kurallarına ters düşer.
b) Birmilyar liranın karşılığı döviz kurunun ne olduğunun denetime elverişli bir şekilde Merkez Bankasından sorularak tespiti gerekir. Bilirkişinin dayanağını göstermediği bilgisi dikkate alınarak bu konudaki hesaplamaya gidilmesi doğru değildir.
c) Hüküm altına alınan döviz için dava dilekçesinde belirtildiği üzere yabancı dövizin bir yıllık vadeli olarak yatırılması halinde uygulanacak döviz faizi üzerinden hüküm kurulması gerekir. Vadesiz döviz mevduatına uygulanan faizin yürütülmesi hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebebten BOZULMASINA, davalılar yararına takdir edilen 20.000.000 TL. duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 6.4.1999 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy