(1475 S. K. m. 13, 14)
Dava: ... adına Avukat ... ile Büyükşehir Belediye Başkanlığı adına Avukat ... aralarındaki dava hakkında Mersin İş Mahkemesinden verilen 23.9.1998 günlü ve .../... sayılı hüküm, davalı avukatınca temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
YARGITAY KARARI
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacının önce Büyükşehir Belediyesi işyerinde çalışmaya başladığı sonra bu Belediye ile birlikte diğer kimi belediyelerin ve özel İdarenin de hissedar olduğu ......İmar İnşaat ve Ticaret Limited Şirketi işyerinde çalışmaya başladığı bu çalışması bir kaç ay devam ettikten sonra oradan ayrılıp tekrar önceki Büyükşehir Belediye Başkanlığı işyerinde çalıştığı 1994 Mahalli seçimlerinden sonra kadro fazlalığı nedeniyle son döneme ait kıdem tazminatı ödenmek suretiyle işine son verildiği hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık mevcut değildir.
Davacı işçi belediyedeki ilk dönem ve Limited Şirketindeki ikinci dönem çalışmalarının kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması gerektiği iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma sonucunda Limited Şirket ile Büyükşehir Belediye Başkanlığı işyerleri arasında organik bir bağ bulunduğu, çünkü belediye başkanının aynı zamanda şirketin de müdürü olduğu ve şirket işyerinin belediye binası altında yeraldığı vurgulanarak üç dönem çalışmayı birleştirmek suretiyle kıdem tazminatı hesaplanıp hüküm altına alınmıştır.
Limited şirketin dosyada bulunan statüsüne göre özel idare ve çevre belediye başkanlıklarının katkılarıyla kurulmuş ve amaç ve faaliyet alanlarının belediye hizmetleri kapsamını çok fazla aşacak şekilde belirlemiş ve dava sırasında da işlevini sürdürmekte olduğu görülmektedir. Öte yandan yine dosyadaki bilgi ve belgelerden davacı hangi işyerinde çalışmış ise, o işverenden yeni belediye başkanlığından ya da Limited Şirket muhasebesinden aylık ücretlerini almıştır. Dosyada limited şirketin belediyenin ayrılmaz bir parçası olduğu sonucuna varılması mümkün değildir. Belediye Başkanının şirketin müdürü olması da bu hukuki sonucu değiştirmez. Bir başka belediye başkanı da müdürlük görevini ifa edebilirdi. Diğer taraftan işyerinin belediye de bulunması limited şirketin ayrı bir hükmi şahıs olmadığını göstermez. Büyükşehir belediye başkanlığının şirkette katkısı olması uygulamada böyle bir sonucun ortaya çıkmasına neden olduğu düşünülmelidir.
Bu açıklamalar karşısında limited şirkette geçen hizmetin kıdem tazminatı hesabında değerlendirilmesi olanağı yoktur. Ancak daha önce belediyede geçen hizmetin mahkemece değerlendirilmesi doğrudur. Çünkü önceki dönemin kıdem tazminatını haketmeyecek şekilde davacı tarafından bozulduğu iddia ve ispat edilmiş değildir. Böyle olunca ilk ve son dönem çalışmalar birleştirilerek kıdem tazminatı hesaplanmalıdır.
3- Davacı ihbar tazminatı isteğinde de bulunmuş mahkemece tüm süreler dikkate alınmak suretiyle istek gibi karar verilmiş ise de az önce de açıklandığı üzere limited şirket de geçen hizmetten dolayı davalı idare sorumlu tutulamaz. Bu durumda davalı işverenin hizmet sözleşmesinin süresi belirli olduğu için davacının ihbar tazminatına hak kazanmadığı şeklindeki savunmasına da itibar edilemez. Gerçekten dosya içeriğine göre davacının süresi belirsiz sözleşme ile çalıştığı başlangıçta sözleşmenin düzenlenmesinden sonra da müteaddit defalar ve hizmet akdi devam ederken yenilenmesinden anlaşılmış olup, Dairemizin kararlılık kazanmış uygulamasına göre zincirleme sözleşmelerle çalıştığının kabulü gerekir. Mahkeme esasen ihbar tazminatına karar verirken olayı bu şekilde isabetli biçimde değerlendirmiştir. Bu açıklamalara göre birinci ve ikinci dönemler bir tarafa bırakılmak suretiyle davacının son dönem çalışma süresine göre ihbar tazminatı hesaplanarak hüküm altına alınmalıdır. Bu konudaki açıklamak gerekir ki; 1475 Sayılı İş Kanunu'nun ihbar tazminatını öngören 13. ncü meddesinde 14'ncü maddede olduğu gibi hizmetlerin birleştirilmesi düzenlenmesine yer verilmemiştir. Bunun içinde önceki dönemde hesaba dahil edilmemelidir.
4- Hüküm altına alınan ilave tediye ve yıllık izin alacakları Toplu İş Sözleşmesinden kaynaklanmış olmadığı için 2822 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu'nun 61'nci maddesinde öngörülen işletme kredisi faizinin yürütülmesi hatalıdır. Bu konuda %30 -%50 oranlarındaki yasal faize yer verilmesiyle yetinilmelidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 26.03.1999 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy