(6762 S. K. m. 466, 468, 469)
Dava: Davacı, temettü ikramiyesinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edildikten ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davcının temyiz itirazları yerinde değildir.
Davalının temyizine gelince;
Davacı, davalı şirkette çalışırken 1995 yılında Sosyal Sigortalar Kurumundan yaşlılık aylığı almak suretiyle davalı şirketten ayrılmış bulunmaktadır. Davacı, şirket ana sözleşmesinde yıllık safi kârın %5 oranında temettü ikramiyesi olarak dağıtılması öngörüldüğü halde bu ikramiyenin ödenmediğinden bahisle bu davayı açmış bulunmaktadır.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacı, davalı şirketin özelleşmesi sonucunda işten ayrılıncaya kadar işçi olarak çalışmışlardır. Diğer bir deyişle hizmet akdine dayanılarak görev yapmış bulunmaktadırlar.
Davalı şirketin ana sözleşmesinin 71. maddesinde ayrıntılı bir şekilde yapılan açıklamaya göre dağıtılmasına karar verilen TTK. 466. maddesi uyarınca kârın %10'unun munzam yedek akçeye ayrılacağını, bakiye kârdan da %5'i memurlara temettü ikramiyesi, %1 idare meclisi üyel erine ve %10'unun ihtiyari yedek akçeye ay rılacağı kurala bağlanmıştır. Bu maddenin incelenmesinden anlaşılacğı üzeri işçilere herhangi bir ikramiyenin ödenmesi kurala bağlanmamıştır. Öte yandan 1992-1995 yılları arasında hizmet akdi mevcuttur. Bu hizmet aktinden de davacı işçiye temettü ikramiyesi verilmesini öngören herhangi bir hüküm yoktur.
Tüm bu hukuki olgular karşısında davanın reddedilmesi gerekir. Mahkemenin aksine görüşle davayı kabul etmesi hatalı olup kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda belirtilen nedenle (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 10.2.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy