(1475 S. K. m.14)
Dava: Davacı, kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı ... avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacıların murisi işçinin ölümü nedeniyle mirasçılara kıdem tazminatı ödendiği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık yoktur. Ancak davacılar, murislerinin daha önce başka bir kamu kurumunda geçen hizmetinin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınmadığından söz ederek fark kıdem tazminatı isteğinde bulunmuşlardır.
1475 Sayılı İş Kanununun 14. maddesinin birinci fıkrasında; bağlı bulundukları kanunla kurulu kurum ve sandıklardan yaşlılık, emeklilik ve malüllük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla akdin feshi ve ölüm sebebiyle hizmet akdinin sona ermesi kıdem tazminatına hak kazanma hali olarak düzenlenmiş, üçüncü fıkrasında ise yukarıda anılan fıkranın hükmünden faydalanabilmesi için aylık veya toptan ödemeye hak kazanmış bulunduğunu ve kendisine aylık bağlanması veya toptan ödeme yapılması için yaşlılık sigortası bakımından bağlı bulunduğu kuruma veya sandığa müracaat etmiş olduğunu belgelemesi şarttır. İşçinin ölümü halinde bu şart aranmaz kuralına yer verilmiştir. İşçinin ölümü, ölüm aylığına ve toptan ödemeye hak kazandıran bir durumdur. Somut olayda davacıların murisi ölüm tarihinde toptan ödemeye ve yaşlılık aylığına hak kazanmış durumdadır. Ölen kişinin toptan ödeme veya yaşlılık aylığı almak için hizmet akdini sona erdirmesi de fiilen imkansızdır. Açıklanan nedenlerle; ölen işçinin mirasçılarına kamu kurumlarında geçen toplam hizmetleri üzerinden son kamu kurumu işvereni tarafından kıdem tazminatı ödenmelidir. Mahkemece mirasçıların açtığı bu davada fark kıdem tazminatı isteklerinin hüküm altına alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Dairemizin daha önceki bazı kararlarında aksi görüşe yer verilmişse de konunun tekrar değerlendirilmesi sonucu yerel mahkeme kararının 1475 sayılı İş Kanunun anılan kurallarına uygun bulunduğu düşünülerek bozma nedeni yapılmamıştır.
Ne var ki; önce açılan kısmi davada faiz isteğinin saklı tutulduğu, sonradan açılan ek davada da bu miktar için faiz istenmediği halde kısmi davaya konu olan miktar için faize karar verilmesi ve yine ek dava ile talep edilen miktara reeskont faizi yürütülmesi istendiği halde en yüksek banka mevduat faizine hükmedilmesi, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 74. maddesinde yazılı istekle bağlılık kuralına aykırıdır. Bu durumda mahkemece yapılacak iş ek davaya konu miktar yönünden reeskont faizini geçmemek üzere en yüksek banka mevduat faizine karar vermekten ibarettir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, 01.03.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy