(2821 S. K. m. 33, 63) (4792 S. K. m. 12)
Dava: (A) Sendikası'nı temsilen... ile 1 - Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı adına Avukat ..., 2- Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğü adına Avukat...., Dahili Davalı: (B) Sendikaları Konfederasyonu adına Avukat .... aralarındaki dava hakkında Ankara 10. İş Mahkemesinden verilen 09.12.1998 günlü ve 1867/1483 sayılı hüküm taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde değildir.
2- 2821 sayılı Sendikalar Kanunu'nun "Sendika ve Konfederasyonların Sosyal Faaliyetleri" başlıklı 33. maddesinin 1. fıkarısının 2. bendinde "Kanun ve uluslararası antlaşma hükümlerine göre toplanan kurullara temsilci göndermek" şeklinde sendikaların faaliyette bulunabilcekleri kurala bağlandıktan sonra aynı maddenin son fıkrasında da "Sendika ve konfederasyonlar faaliyetlerinden yararlandırmada, üyeleri arasında eşitliğe uymak zorundadırlar" denilmektedir. Bu kuralların uygulanmasından doğan uyuşmazlıkların çözüm yeri aynı Yasanın 63/2. maddesi uyarınca iş mahkemeleridir. Bu itibarla davalı (B)'nin Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Kurulu'na katılacak temsilci sayılarının tespitinde 4792 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu'nun 12. maddesine aykırılık teşkil edecek şekilde sonuca gittiği nedeniyle işlemin iptali davasının İş Mahkemesinde çözümlenmesi gerekeceği doğaldır. Dairemizce aynı konuda açılmış olan davalarda bu görüş kabul edilmiştir. Ne varki, Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Kurulu'nun iptali ile ilgili uyuşmazlık konusunda aynı görüşten hareketle iş mahkemesinin görevli olduğu kabul edilemez. Zira Genel Kurulun toplanması faaliyetleri iptali gibi konular ne İş kanunlarında, ne 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nda, ne de Sendikalar Kanunun'da düzenlenmiştir. Daha açık deyimle böyle bir davanın dayanağı 4792 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu kanunu hükümleridir.
Ayrıca belirtmek gerekir ki bu son Kanunda bu Kanunun uygulanmasından doğan uyuşmazlıkların iş mahkemesinde görüleceğine dair bir kurala yer verilmiş değildir. Bu durumda mahkemece Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Kurulu'nun iptali ile ilgili uyuşmazlık konusunda Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu düşünülerek dava dilekçesinin bu iddia ile sınırlı olarak reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girmek suriteyle sonuçta bu istemin reddine karar verilmesi hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, 25.02.1999 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
1) 4792 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu'nun 12 maddesinde, Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Kurulu'nun ne şekilde oluşacağı belirtilmiş ve diğer katılanlar yanında en fazlaya işçiyi ve işvereni temsil eden işçi ve işveren konfederasyonu tarafından işkollarına göre eşit sayıda seçilecek en az 50'şer işçi ve işveren temsilcisinin de Genel Kurula katılmalarının geretiği öngörülmüştür.
Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Kurulu, Kurumun sevk ve idaresi için öngörülen bir kuruludur. Bu genel kurulun diğer bazı Devlet kuruluşları genel kurullarından bir farkı bulunmamaktadır.
Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Kurulu 07.08.1997 tarihinde yapılmış olup, 26.08.1997 tarihinde açılan dava ile Genel Kurulun iptali istenmektedir. Davacı usulsüz şekild seçilmiş temsilcilerle yapılan Genel Kurulun iptalini istemektedir. Asıl istek konusu iptaldir. Bozma kararında işaret edildiği şekilde konuyu ikişe ayırıp bir bölümünün iş mahkemesinde diğer bölümünün Asliye Hukuk Mahkemesinde çözüme kavuşturulması mümkün değildir. Çoğunluk kararında da blirtildiği şekilde genel kurul iptali ile ilgili yargılamanın Asliye Hukuk Mahkemesinde yapılması tabiidir. Daha önce de açılmış davalarla ilgili daire kararlarında da karşı görüş olarak bu düşünceyi geliştirdiğimizden, Genel Kurulun iptali davasının Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği şeklindeki düşünceye katılmakla beraber konunun ikiye ayrılıp bütünlüğünün bozulmasına ve iki ayrı yargı mercii gösterilmesine karşı çıkmaktayız.
Şöyle ki;
Genel Kurul iptal talebinde gerekçe gösterilen husus temslci sayısında hata yapıldığı şeklindeki iddia doğrudan doğruya Genel Kurula yönelik olduğundan ve Genel Kurul iptali için ilgili ve görevli mahkeme eyapacağı yargılamada iptal istemi için gösterilen nedenleri tartışacağından ve temsilci sayısındaki tartışma mahkemenin inceleme alanı dışına çıkarıldığında Hukuk Mahkemesi iptal istemini hahgi olgular çerçevesinde inceleyebilecektir? Ortada incelenecek bir olgu olmazsa mahkeme nasıl sonuca ulaşacaktır?
Asliye Hukuk Mahkemesi konuyu bir bütün olarak ele alıp inceleme durumundur Bir genel kurul iptaline yönelik iddiaların birbirinden farklı gördev alanı olan iki mahkemede incelenemesi mümkün değildir. Genel Kurula temsilci gönderme sürcei bitmiş ve Genel Kurul yapılmıştır. Yapılan bir genel kurula şu veya bu sayıda temsilci gönderilmesi gerekirken az sayıda temsilci gönderildi, şeklinde bir iddia ancak yapılmış bir genel kurulun iptali talebine dayanarak yapılabilir ve davacı da iptal talebine bu hususu dayanak yapmıştır. Asliye Hukuk Mahkemesi iptal sebebi olarak bu iddia ile bağlıdır.
Bu nedenle davanın konusu itibariyle ayrılmaz bir bütün teşkil eden iki konunun ayrı ayrı mahkemelerde incelenmesi gerektiğini şeklindeki görüşe katılamıyorum.
2) Davacı Sendika, genel kurula katılacak temsilci sayılarının (3) olarak tespitini de talep etmektedir.
Gerek Sosyal Sigortalar Kurumu Yasası'nda gerek Kurum Genel Kurulu Çalışma Usul ve Esasları Hakkındaki yönetmelikte sendikalardan temsilci seçileceğine ilişkin bir hüküm yer almamaktadır. Sendika da açtığı davada bu konudaki yetkinin kendisinde olmayıp Konfederasyonda olduğunu açıkça kabul etmekte ve belirlenecek sayıda temsilciyi kendisinin seçip Konfederasyona önereceğini ileri sürmemektedir.
Sendikalar Yasası'nın 33. maddesinde, sendika ve konfederasyonların sosyal faaliyetleri arasında, kanun ve uluslararası antlaşma hükümlerine göre toplanan kurullara temsilci göndermek sayılmışsa da Sosyal Sigortalar Kurumu kanunu bu gönderme hakkını sadece işçi ve işveren konfederasynlarına vermiş olup, temsilcilerin konfederasyonlarca ne şekilde tespit edileceğine dair bir düzenleme getirilmemiş olup, sadece her iki konfederasyonun eşit sayıda temsilci ile temsil edilmeleri öngörülmüştür. Genel kuruldaki temsilciler sendikaların değil, konfederasyonların temsilcileridirler. Bu nedenle kendisine temsilci ile ilgili olarak Yasaca hiçbir yetki ve görev verilmeyen sendikanın temsilci sayısına müdahalesi yasal olarak olanaksızdır.
3) Daire çoğunluk kararı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Sosyal Sigortalar Kurumu'nun temyiz itirazları red edilmektedir.
Mahkeme kararının gerekçe bölümünde, temsilci belirlenmesinde Bakanlığın ve Sosyal Sigortalar Kurumu'nun bir etkileri olmadığını belirtmekle her iki kuruluşu sorumlu tutmadığını ifadeye çalışmışsa da hüküm fıkrasında bu kuruluşları advacı sendikaya yargılama gideri ödemekle sorumlu tutmuştur. Ayrıca harçtan bağışık olan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı harca mahkûm edilmiştir.
Yukarıda da vurlulandığı şekilde Genel Kurula temsilci göndermek işçi sendikaları konfederasyonun yetki alanı içindedir. Çalışma Bakanlığı ile Sosyal Sigortalar kurumu Genel Müdürülüğü'nün Genel Kurula katılacak olan işçi ile işveren temsilcilerini belirleme hakkı bulunmamaktadır. Bu nedenle her iki kuruluşu yargılama gideri ve harçla mahkûm eden mahkeme kararına karşı yönetilen temyiz itirazını red eden daire çoğunluk kararına katılamıyorum.
4) Dava dilekçesinde davalılar olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Sosyal Sigortalar Kurumu gösterilmiş. (,,,) Konfederasyonu davalı olarak belirtilmemiştir. Buradan çıkan sonçta davacı sendikanın istemi genel kurul iptalidir. (B) daha sonra harçsız bir ihbar dilekçesiyle davaya dahil edilmiştir.
(B)'ye karşı usulüne uygun olarak ve harcı yatırılan bir dava yönetilmemiştir. İhbar ve dahili dava suretiyle açılmış bir advaya yeni bir hasım katılamaz.
Ayrıca sendikanın (B)'ye karşı temsilci sayısı ile ilgili bir dava hakkı bulunduğu kabu edilceke olursa (B) yasal hasım değil, dğrudan doğruya tabii hasım olması gerekir. Tabii hasımda da harcı yatırılmış ve usulüne uygun dava dilekçesinde bu davalının yer alması gerekirdi. Çalışma Bakanlığ ve Sosyal Sigortalar Kurumu'nun temsilci seçmiminden sorumlu olmayacakları ve tek sorumlunun ... Konfederasyonu olduğu dairemizin 03.07.1997 gün ve 1997/11204 esas, 1997/13583 karar sayılı ilamıyla kabul edilmiştir. O halde (B) ihbar edilen sıfatı ile davada yer alamaz. Mahkeme kararında bu kuruluş dahili davalı olarak gösterilmiştir. Bu tüzel kişinin temyiz itirazının bu gerekçe ile redid gerekirdi. Temyiz itirazının davanın esası ile ilgili kabul edilmemesi gerektiğini düşüncesindeyim.
5) Ayrıca sendikalar Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Kurulu'nda tüzel kişi olarak temsil edilmedikleri ve kurulun katılmaları gereken delegeleri arasında sendikalar yer olmadığından, Genel Kurulun iptali nedeniyle dava da açamazlar İlgili Konfederasyon yasanın öngördüğü temsilci ile Genel Kurula katılmış ve Genel Kurulda yapılmış olduğundan sendikanın gerek temsilci sayısına ve gerekse genel kurul iptaline yönelik isteklerinin sendikaca dava konusu yapılmasının yasal olmadığı ve genel kurulun iptalinin sadece katılanlar tarafından istenebileceği görüşüle daire bozma kararına katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy