(1475 S. K. m. 14, 26, 35) (818 S. K. m. 126)
Dava: Davacı kıdem tazminatı, fazla çalışma ve yıllık ücretli izin parası ile ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalılar avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1. Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı Limitet Şirketinin tüm, diğer davalı Muzaffer Kurtulmuşoğlunun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Davalı M. K. gerek ilk kısmi davada ve gerekse ek davada süresi içinde zaman aşımı definde bulunmuştur. Hüküm altına alınan işçilik haklarından fazla mesai karşılığı alacak beş yıllık zaman aşımına tabiidir. İlk dava 26.2.1997 ve ek davada yıllık zaman aşımına tabiidir. İlk dava 26.2.1997 ve ek davada 24.6.1998 tarihinde açılmış olduğuna göre bu tarihlerden geriye doğru beş yıllık süreler tespit edilerek her bir davanın kapsamına giren fazla mesai alacakları da belirlenerek zaman aşımına uğrayan bölümün hüküm altına alınmaması gerekir. Ek davaya karşı verilen cevapta; ilk davaya karşı yapılan savunmalar aynen tekrarlanmış olduğu için davalının ek davada da zaman aşımı definde de bulunduğu kabul edilmelidir. Zira ilk davaya verilen cevap layihasında açıkça zaman aşımı definde bulunulmuştur.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebebten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 11.3.1999 gününde oybirliği ile karar verildi.
KARŞI OY: Davalı vekili 1998/782 esas sayılı ve ek dava niteliğindeki dava ile ilgili dosyanın 14.7.1998 günlü oturumunda aynen "... davayı kabul ediyoruz ilk dava dosyasındaki savunmalarımızı aynen tekrar ederiz..." şeklinde beyanda bulunmuşlardır.
Davalı vekili asıl davada ise, zaman aşımı def'inde bulunmuştur.
Burada anlaşmazlık konusu, ilk davadaki zaman aşımı definin ek davada savunmamızı aynen tekrar ederiz şeklindeki çerçeve için de kalıp kalmadığıdır.
Usul hukuki bakımından yazılı veya sözlü olarak yapılsın, davalının cevabı iki bölüme ayrılır. Birinci bölümün def'iveya ilk itiraz, ikinci bölüm ise esasa ilişkin kısımdır.
Davalı ek davanın ilk ve tek oturumunda ilk dava dosyasındaki savunmalarımızı tekrar ediyoruz demekle yetinmiştir.
Davalının ilk ve esas davadaki esasa ilişkin cevapları, davacının alacak hakları bulunmadığı yönündedir. Davalı belirtilen davada cevaplarını def'i ve esasa ilişkin olarak ikiye ayrılmış halde arz etmiştir. Bu davada ise sadece eski savunmalarımı tekrar ediyorum demek suretiyle iki bölümden oluşan ilk cevabın sadece esasa yönelik bölümlerini tekrar ifade etmek istemiştir. İki bölümden oluşması gereken cevabın sadece bir bölümü mahkemeye getirilmiş ve zaman aşımı def'i ile ilgili bölüm ileri sürülmemiştir. Def'inin açıkça belirtilmesi gerekir. açıkça ifade edilmeyen bir zaman aşımı def'i mahkemece göz önüne alınamaz. Bu nedenle mahkemenin kararının onanması gerektiği düşüncesi ile bozma kararına katılmıyorum.
KARŞI OY: Davalı vekili ek davaya karşı sözlü savunmasında ilk dava dosyasındaki savunmalarını aynen tekrar ettiğini bildirmiş ise de bir hakkın dava yoluyla istenebilmesi için kanunda gösterilen sürenin geçmemiş olması gerektiğinden bu zaman aşımı def'inin açıkça belirtilmesi gerekçesi ile mahkemenin kararını isabetli bulmaktayım. Bu nedenle çoğunluğun usulüne uygun olarak zaman aşımı def'inde bulunduğu kabul edilerek sevk edilen bozma kararına katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy