(5521 S.K. m. 7) (1086 S.K. m. 482)
Dava: Taraflar arasındaki, ücret alacağının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar avukatlarınca istenilmesi ve davalılar avukatlarınca da duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 09.03.1999 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kâğıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalılardan ... A.Ş. adına Avukat ... ile karşı taraf adına Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm temyiz itirazları ile davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı 28.06.1995 tarihli dava dilekçesi ile davalılardan anonim şirkete ait Libya'daki işyerinde 01.10.1992 tarihine kadar uzun süre çalıştığını haklarının tam olarak ödenmediği için şirketin yetkili temsilcisi diğer davalının imzasını taşıyan bir senet düzenlemek sureti ile haklarının ödenmesinin vaadedilmesine rağmen ödenmediğini ileri sürerek davalı şirketin eski unvanının da baş tarafından yazılı yeni antetli belgede belirtilen 71.000 ABD Doları karşılığı 3.053.000.000 TL'nın her iki davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davacı ilk oturum tarihi olan 20.10.1995 hakim havaleli tarihli ikinci bir dilekçe vererek bu kez dolar bazında ve dövize uygulanan mevduat faizi ile birlikte her iki davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsili istemiyle önceki taleplerini değiştiren ve Türk parasının değer kaybı da dikkate alınınca müddeabihi artıran şekilde taleplerde bulunmuştur. Bu ikinci dilekçenin davalılara tebliğ edildiğine dair bir belgeye de dosyada rastlanamamaktadır.
Mahkemece yetki belgesinin her iki davalıyı da bağlayıcı nitelikte olduğu ve ilk oturuma kadar iş yargılamasında değişiklikler yapılabileceği vurgulanmak suretiyle ikinci dilekçedeki talepler esas alınmak suretiyle ABD Doları üzerinden ve döviz faizi ile birlikte her iki davalı hakkında müştereken müteselsilen sorumlulukları da vurgulanarak hüküm kurulmuştur.
Dosyadaki bilgi ve belgeler; davacı işçinin davalı şirket nezdinde gerçekten çalıştığını, taraflar arasında hizmet akdi ilişkisi de bulunduğunu ve davalılar arasında da 01.01.1992 tarihli senedin geçerli olduğunu kabul ettirecek temsil ilişkisinin mevcut olduğunu göstermektedir. Bu konulara ilişkin mahkemenin değerlendirmesi doğru ise de, ikinci dilekçeye göre uyuşmazlığın çözüm yoluna gidilmesi hatalıdır. Gerçekten dava dilekçesi ile müddeabih açıklanarak istekte bulunulduğuna, bu dilekçe davalılara tebliğ edildiğine göre tebliğ edilmeyen bu ikinci dilekçeye dayanılarak davalılar aleyhine de hüküm kurulması iş yargılaması ilkelerine de ters düşer. Yargılamanın hiç bir aşamasında davalılar ikinci dilekçeye itibar edilmesini kabullenmiş değillerdir. Bu maddi ve hukuki olgular karşısında ilk dava dilekçesine göre orada belirtilen miktar üzerinden yani Türk lirasına göre hüküm kurulması için kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten BOZULMASINA, 09.03.1999 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy