(1086 S. K. m. 275)
Dava: Davacı, işçilik haklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Mahkemece bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle davacı lehine verilen karar dairemizce ... Dosya içinde bulunan Toplu İş Sözleşmeleri metinlerine göre, gerçekten 1982-1985 süreli olanında ayni giyim yardımı, 1985-1987 süreli olanında da nakti giyim miktarı belirtilmek suretiyle yapılması ve yine bu son sözleşmenin geçici 7/2-a maddesinde de işçi aleyhine giyim yardımından bir durum hasıl olursa aradaki farkın karşılanması kuralına yer verilmiştir. Bu kurallar dikkate alındığından anılan iki dönem Toplu İş Sözleşmeleri arasında aleyhe bir farkın bulunduğu, ne var ki bu dönem itibariyle zamanaşımının gerçekleştiği anlaşılmaktadır. 1987-1989 dönemi Toplu İş Sözleşmesinde önceki 1985-1987'de olduğu gibi bir önceki sözleşmedeki hakları saklı tutan geçici bir maddenin yer alıp almadığı kuşkuya yer vermeyecek şekilde incelenmiş ve araştırılmış değildir. Şayet bu dönem sözleşmesinde böyle bir hükme yer verilmemişse 28.2.1987 tarihinden sonraki isteklerin reddine karar vermek gerekir. Bir talebin dikkate alınabilmesi için yasal bir dayanağı bulunmalıdır... şeklinde bozulmuştur. Mahkeme bozma kararına uyduktan sonra, 27.10.1998 tarihli oturumda, davacı tarafın alacağını tespit için 10.000.000 TL. bilirkişi ücreti ve ayrıca talimat giderlerini yatırması için davacı vekiline 15 günlük kesin mehil vermiştir. Müteakip son oturumda ise bu kesin mehile rağmen davacı vekili bilirkişi ücretini yatırmadığından dolayı davanın reddine karar vermiştir.
Şu hususu özellikle belirtmek gerekir ki, bir davada hakim tarafından bilinmeyen özel ve teknik bilgi gereken hallerde bilirkişiye başvurulması gerekir. Diğer bir anlatımla bilirkişi, özel ve teknik bilginin yetmediği hallerde hakime yardımcı olabilir. Mahkemenin görevine giren ve görev nedeniyle bilinmesi doğal olan hukuki sorunlar için bilirkişiye başvurulamaz. O halde öncelikle çözümlenmesi gereken husus, yukarıda belirtilen bozma kararında açıklandığı gibi, dava konusu alacaklardan faydalanabilmesi için 1987-1989 dönemini kapsayan Toplu İş Sözleşmesinde de daha önceki Toplu İş Sözleşmesinde olduğu gibi işçinin yararlanmasına yönelik böyle geçici bir hükmün olup olmadığının saptanması gerekir. Bu durumun incelenip araştırılması ise hukuki bir sorun olup mahkemenin görevine girer. Şayet 1987-1989 dönemi Toplu İş Sözleşmesinde böyle bir hüküm bulunduğu tespit edildiği taktirde daha önce alınan dosyada mevcut bilirkişi raporunda da faydalanmak suretiyle bir sonuca mümkünken mahkemenin bu hususları dikkate almadan kesin mehile rağmen davacı vekilinin bilirkişi ücretini yatırmadığı gerekçe gösterilmek suretiyle davanın reddine karar vermiş olması hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24.02.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy