(1475 S. K. m. 13)
Dava: Davacı, ikramiye, hizmet ikramiyesi ve izin ücretinin, karşı davacı ise, ihbar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, her iki davayı da kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Karşı davalı T. AŞ.vekili yargılama sonunda 24.12.1998 tarihinde tefhim edilen kısa kararın bu tefhim tarihinden itibaren 8 günlük süre içinde temyiz yoluna başvurmuş değildir.
Gerçekten anılan banka vekili aynı zamanda davacı ve karşı davalının da vekili olması nedeniyle üzerinde iki vekalet yetkisi bulunmakta olup temyiz süresi içinde 24.12.1998 tarihinde verdiği dilekçesinde temyiz eden olarak sadece davacı işçiyi göstermiş diğer müvekkil bankadan söz etmemiştir. Ancak 8 günlük süre geçtikten sonra verdiği gerekçelik temyiz dilekçesinde bu kez hem davacı işçi hem de T. AŞ. adına temyiz ettiğini açıklamıştır ki bu temyiz dilekçesinin T. AŞ. bakımından süresinde olduğunun kabulü olanağı yoktur. Bu açıklamalar karşısında karşı davalı T. vekilinin temyiz isteminin HUMK. nın 432/4 maddesi uyarınca reddine karar verildi.
Davacı ve karşı davalı işçi ile davalı ve karşı davacı P....... TAŞ.ın temyiz itirazlarına gelince:
a. 1475 sayılı iş kanununun 13 maddesine göre davacı işçi için hizmet sözleşmesinin feshi bakımından bildirim öneli 8 haftadır. Dairemizin kararlık kazanmış uygulamasına toplu iş sözleşmesi ile önellerin artırılabilmesi mümkün ise de bunun işçi aleyhine artırılması olanağı yoktur. Bu itibarla ihbar tazminatı hesabında bu nokta üzerinde durulmamıştır. Bir başka anlatımla 8 hafta üzerinden ihbar tazminatı hesaplanmalıdır.
Kabul şekli itibarı ile de davacı 11 hafta üzerinde istekte bulunduğu halde mahkemece 12 haftaya göre hesaplama yapan bilirkişi raporuna itibar edilmiştir ki bu hesaplama istekle bağlılık kuralına aykırıdır.
b. İşyerinde uygulanmakta olan bu toplu iş sözleşmesinin 67.maddesi 15. yılını dolduran işçilere kıdem ödülü verilmesi öngörülmüş ancak bunun için bankanın kuruluş yıldönümü olan 22 Nisan tarihinde çalışma koşulu getirilmiştir.22 Nisanda çalışmanın tek ayrık durumu olarak emeklilik hali öngörülmüştür. Gerçekten anılan maddede her yılın 22 Nisan tarihi itibarıyla bankadaki hizmet süresi aralıksız 15 yılını aşmış sendika üyelerine 1,5 aylık tutarında nakit ve işveren bankaca saptanacak bir armağan ... ödül olarak verilir... Bu madde her yıl bankanın kuruluş tarihi olan 22 Nisan tarihinde banka kadrosunda olmak kaydıyla son aylığı esas alınarak yapılır. Ancak 22 Nisan tarihinden önce yukarıdaki hizmet sürelerini doldurup emekliğe ayrılanlara emekli olduğu tarihteki aylıkları üzerinden ödeme yapılır, kurallarına yer verilmiştir. Davacı 1.9.1997 tarihinde işyerinden bir başka banka ile çalışmak üzere ayrılmış o tarihte 15 yılını doldurmuştur. 22 Nisandan önce emekli olmadan işyerini bıraktığına göre kıdem ödülüne hak kazanamaz. O halde bu istek reddedilmelidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 08.04.1999 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
Karşı Oy Yazısı
P....... AŞ ihbar tazminatının, fesih tarihinde işyerinde uygulanan Toplu İş Sözleşmesinin 73/d maddesindeki düzenlemeye göre hesaplanmasını istemiş, mahkemece istek doğrultusunda hüküm kurulmuştur.
Daire çoğunluğu ihbar tazminatının hesaplanmasında yasal ihbar önel sürelerinin nazara alınması gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştur.
Öncelikle belirtmek gerekir ki aleyhine hüküm kurulan davalı işçi Dinçer ....... cevap layihasında ve T.İ.Sözleşmesine göre düzenlenen hesap bilirkişi raporuna karşı verdiği itiraz dilekçesinde hesaplamanın yasal sürelere göre yapılması gerektiğini ileri sürmemiş, bu konuyu açık bir temyiz nedeni olarak da göstermemiştir.
Diğer taraftan 1475 sayılı Yasanın 13 maddesindeki önel sürelerinin kısmi emredici oluşu sebebiyle yalnız işveren lehine başka bir anlatımla yalnız işçi aleyhine değiştirilmesi mümkün değilse de, yalnız işçi lehine veya eşit şekilde her iki taraf lehine T.İ.Sözleşmeleri ile artırılması mümkündür. Bu sonuç kısmi emrediciliğin ve sözleşme serbestisinin bir sonucudur. Davamıza konu T.İ.Sözleşmesinin 73/d maddesi ayrım gözetmeksizin ihbar önel sürelerini artırdığına göre mahalli mahkemenin ihbar tazminatının hesaplanması ile ilgili kabulü doğrudur
Daire çoğunluğunun isteğe aykırı şekilde ihbar tazminatına hükmedildiğini belirterek de bozma yapması yerinde görülmemiştir. Zira 19.1.1998 tarihli dava dilekçesinin 2 nolu bendinde T.İ.Sözleşmesinin 73/d maddesi yazıldıktan sonra 15 yıl çalışmadan dolayı 12 haftalık ihbar öneli verilmesi gerektiği açıklanmış ve buna göre hesaplanan 452.588.906 TL ihbar tazminatı istenmiştir. Buna rağmen dava dilekçesinin 3 nolu bendinde T.İ.S.nin 73. maddesi gereğince 11 haftalık ihbar öneline uymamıştır açıklaması bir zühul eseridir. Zira Toplu İş Sözleşmesinde hiçbir zaman 11 hafta ihbar öneli öngörülmemiştir. Dava dilekçesi tümüyle değerlendirildiğinde isteği aşar şekilde hüküm kurulduğu kabul edilemez.
Bu sebeplerle Daire bozma kararının 2-a bendindeki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. Mahalli mahkeme kararının ihbar tazminatı yönünden onanması gerektiği kanısındayız.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy