(1475 S. K. m. 17/II-c,17/II-g,18)
Dava: Davacı, ihbar ve kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dosyadaki bilgi ve belgelere göre davalı işyerinde kasiyer olarak çalışan davacı hakkında Temmuz 1995 ayında bir tekel ürünü için fatura kesmemek, kasadan geçirmeden mal almak ve başka bir kasiyerden habersiz olarak kasasından kendi adına fiş kestirdiğine ilişkin tutanak ve yazılar olduğu bu eylemlerin genel müdürlüğü 3.8.1995 tarihli bir yazı ile bildirildiği ve İşçi ve İşdeğerlendirme Kurulu tarafından 29.12.1996 tarihinde olay belirtilmeden dosyası inelenmek suretiyle uyarı cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği yaklaşık 1 yıl sonra davacı hakkında genel müdürlüğe verilen 2.12.1996 tarihli bir rapor üzerine aynı kurul tarafından 3.12.1996 tarihinde 1475 sayılı Kanunun 17/II-c ve g fıkraları uyarınca hizmet sözleşmesinin feshine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davacı hizmet hizmet akdinin haksız olarak fesh edildiği iddiasıyla ihbar ve kıdem tazminatı isteğinde bulunmuştur. Davalı ise davacı hakkında düzenlenen 2.12.1996 tarihli rapor üzerine hizmet sözleşmesinin İşçi ve İş değerlendirme Kurulu tarafından feshine karar verildiğini ve feshin haklı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece davacının hizmet sözleşmesinin haklı nedenle fesh edildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak fesih kararına dayanak yapılan 2.12.1996 tarihli raporun içeriği incelendiğinde, davacı hakkında 1995 yılında düzenlenen tutanak ve yazı içerikleri ile aynı olduğu anlaşıldığı gibi davalı tanıklarıda davacının 1995 yılındaki eylemleri dışında somut ve 1475 sayılı kanunun 17/II. Maddesi kapsamına girecek bir eyleminden söz etmemişlerdir. Gerçekten davacı hakkında 1995 yılındaki olayları belirten 2.12.1996 tarihli rapordan başka işyerinde düzenlenmiş bir tutanakta mevcut değildir. Bu durumda feshin haksızlığı açıkça ortadadır. Ayrıca belirtmek gerekir ki, aynı eylemden dolayı uyarıca cezası verildikten çok sonra hizmet sözleşmesinin feshine karar verilmeside doğru değildir. Gerçekten uyarıca cezasından sonra davacının ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan bir davranışı kanıtlanamamıştır. Böyle olunca ihbar ve kıdem tazminatı istekleri kabul edilmelidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 7.4.1999 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy