(1475 S. K. m. 13, 14)
Dava: Taraflar arasındaki, ihbar, kıdem tazminatıyla fazla çalışma ve izin ücretinin ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hüküm süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelemesi davalı avukatınca istenilmesi üzerinde dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 18.05.1999 Salı günü davalı adına Avukat... ile karşı tarafa adına Avukat... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı işçi, davalının haksız şekilde işine son verildiğini ileri sürerek ihbar ve kıdem tazminatları ile fazla mesai isteğinde de bulunmuş olup, mahkemece mütalaasına başvurulan bilirkişi raporu uyarınca karar verildiği vurgulanmak suretiyle istekler hüküm altına alınmıştır.
Öncelikle belirtmek gerekirki, bilirkişi raporunda mahkemece dinlenen tanık anlatımları özetlenmiş ve ayrıca istekler bir değerlendirmeye tabi tutulmaksızın hesaplama ile yetinilmiştir ki, bu şekilde bilirkişinin rapor düzenlemesi isteklerin haklı olması varsayımında isabetsizdir.
Mahkemece bu şekilde rapora dayanılarak sanki işin esası hakkında bir değerlendirme yapılmış ve doğruymuş gibi rapora dayanılması hem gerçek duruma uygun düşmemekte hem de bilirkişice isteklerin haklılığı, haksızlığı ile ilgili bir değerlendirme yapılması olanağı bulunmadığı için sonuca gidilmesi bakımından esas alınamaz.
Bu açıklamadan sonra mahkemece bir değerlendirmeye tabi tutulmaksızın sonuca gidilen bu davayla ilgili delil durumuna gelince; davacının dinlettiği tanıklardan biri ablası olup aynı adı taşıyan bir başka işyerinde çalışan kimse olup, olayla ilgili doğrudan bir bilgiye sahip olmadığı gibi özellikle fazla mesai isteği konusunda dava dilekçesinde belirtilen çalışma süreleri ile de uyumlu değildir. Gerçekten davacı dilekçede geceye sarkan bir çalışması olduğunu ileri sürerken ablası olan tanık fazla mesainin gün içinde gerçekleştiğini söylemiştir. İkinci tanığının da davacı gibi işten ayrılan ve başka bir yerde yani aynı adı taşıyan işyerinde çalıştığı anlaşılmış olup, menfaat ortaklığı mevcuttur. Anılan tanık da özellikle fazla mesai konusunda davacının iddialarıyla bağdaşmayan anlatımlarda bulunmuştur.
Davalı işverenin dayandığı asıl delil işyerinde tutulan devamsızlık tutanağıdır. Tutanak içeriğine göre davacının devamsızlıkta bulunduğu anlaşılmış olup, bu tutanak, tanığın mahkemede verdiği ifadesinin içeriğini doğrulamaktadır. Görüldüğü gibi somut ve inandırıcı deliller mevcutken, soyut anlatımlara dayanan davacı tanıklarına itibar edilmesi doğru değildir. Bu durum karşısında devamsızlıktan dolayı hizmet sözleşmesinin feshedildiği sonucuna varılarak ihbar ve kıdem tazminatı istekleri reddedilmelidir.
3- Yukarıda ayrıntılı biçimde açıklandığı üzere mahkemece dikkate alındığı izlenimi uyanan davacı tanıklarının anlatımları hem iddiayla hem de birbirleriyle çelişkili niteliktedir. Bu delil durumu itibariyle de fazla mesai alacağının kabulü mümkün değildir. İddia kanıtlanmamış kabul edilerek bu kalem alacağının da reddine karar verilmelidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, 18.05.1999 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy