(1475 S. K. m. 14, 17, 56)
Dava: Davacı, ve karşı davalı ihbar tazminatının ödetilmesini, karşı davacı ise kıdem tazminatı, fazla çalışma ve izin ücreti ile hafta tatili gündeliklerinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, asıl davayı reddetmiş asıl davayı kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davacı ve karşı davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı işveren vekili, davalı işçinin 1.3.1996 tarihinde iş yerinde çalışmaya başladığını 13,14,15/1/1997 tarihlerinde işe gelmeyerek işyerini terk ettiğini belirterek ihbar tazminatı isteğinde bulunmuştur. Buna mukabil davalı karşı davacı vekili ise, müvekkili işçinin işe giriş tarihinin 20.12.1995 olduğu halde, işverence sigortaya 1.3.1996 olarak bildirildiğini, bu yanlışlığın aktini feshettiğini belirterek kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti ve fazla mesai ücreti talebinde bulunmuştur.
Mahkeme, davalı mukabil davacı işçinin bu istekleri doğrultusunda karar vermiştir.
Taraflar arasında en önemli uyuşmazlık, hizmet aktinin hangi tarihte başladığı ve kim tarafından ne şekilde sona erdirildiği hususunda toplanmaktadır.
Dosya arasında mevcut ve işçi tarafından da imzalanmış sigortalı işe giriş bildirgesinde işe giriş tarihi 1.3.1996 olarak gösterilmiştir. Her ne kadar davalı mukabil davacı tarafça bu imzanın işçiye ait olmadığı iddia edilerek imza inkarında bulunulmuş ise de, yaptırılan kriminolistik bilirkişi incelemesi sonunda imzanın işçiye yaptırılan kriminolistik bilirkişi incelemesi sonunda imzanın işçiye ait olduğu tespit edilmiş olmakla bu belge davalı mukabil davacı işçiyi bağlayacağından işe giriş tarihinin 1.3.1996 olarak kabulü gerekir. Bunun aksinin tanık beyanı ile tespiti hatalı olur.
Ayrıca dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre davalı işçinin 13,14,15/1/1997 tarihlerinde mazeretsiz olarak üst üste üç gün işe gelmemesi nedeniyle işverence tutanaklar tutulduğu, hizmet aktinin bu devamsızlıkları nedeniyle işverence feshedildiği, fesih ihtarnamesinin noter kanalı ile işçiye tebliğ edildiği, bu feshe karşı işçinin bir itiraz ve cevapta bulunup tepki de göstermediği, bu hususların dinlenen davacı tanıklarınca da doğrulandığı görülmüştür.
Bu durumda, işçinin 1.3.1996 tarihinde işe başladığı, fesih tarihi itibariyle hizmet süresinin bir yılı doldurmadığı gibi hizmet aktinin mazeretsiz olarak üç gün üst üste gelmemesi sebebiyle işverence feshedildiği anlaşılmakla, davalı mukabil davacı işçinin kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti isteklerinin reddine karar vermek gerekir. Keza fazla mesai ücret alacağının da 1.3.1996 tarihinden itibaren hesap edilmesi gerekir. Mahkemenin aksine düşüncelerle yazılı şekilde karar vermesi hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda belirtilen nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 20.4.1999 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy