(765 S. K. m. 339, 340, 342) (818 S. K. m. 41, 43, 46, 50, 51, 53)
Dava: Davacı, kurum zararının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1 - Davalılar İ., M., G. ve V. davacı Sosyal Sigortalar Kurumu ... Sigorta Hastanesinde memur olarak çalışırlarken diğer davalı B.'nin sahte evrak düzenlemek suretiyle kurumu zarara uğratma eylemine katılmaları nedeniyle haklarında zararın tazmini davası açılmış ve mahkemece düşüncesine başvurulan bilirkişi raporu doğrultusunda sorumlulukları kabul edilerek istek doğrultusunda hüküm tesis edilmişse de; dosya içeriğine göre söz konusu zararlandırıcı eylemden dolayı Ağır Ceza Mahkemesinde sadece davalı B. hakkında kamu davası açılarak yapılan yargılama sonunda sanığın mahkumiyetine karar verilmiş ve bu karar kesinleşmiştir. Adı geçen diğer davalılar hakkında kamu davası açılmadığı gibi sonradan kendileri hakkında suç ihbarı da yapılmamıştır. Bundan başka gerek ceza gerek İş Mahkemesinde açılan davaların her birinde sahte olarak tanzim edilen belgelerin iğfal kabiliyeti olduğu bilirkişi raporlarına uygun biçimde belirlenmiş bulunduğundan adı geçen davalıların eylemden sorumlu tutulmaları olanağı yoktur. Ayrıca belirtmek gerekir ki, bu davalıların kasten ya da tedbirsizlikle işlenen sahtecilik suçlarına katıldıkları da kanıtlanmış olmadığı gibi, dosyanın içeriğine göre işlerin çok yoğun olarak yürütüldüğü de sorumluluğun tesbitinde dikkate alınmalıdır. Bu açıklamalara göre B. dışında kalan ve temyiz yoluna başvuran davalılar hakkındaki davanın reddine karar verilmelidir.
2 - Davalı B.'nin temyizine gelince;
Davalı, kusur bilirkişi raporuna karşı itirazlarda bulunmuş olup, bu kapsamda kendisi müstahdem olarak işyerinde çalışırken, memurlara yaptırılması gereken işlerin de yürütülüp gerçekleştirilmesi istendiği, böylece müterafik kusur bakımından da eylemlerin değerlendirilerek gerektiği takdirde soruşturma ve araştırma genişletilerek bu durumun açıklığa kavuşturulması, gerçek durumun ortaya çıkması bakımından zorunlu gözükmektedir. Esasen bu konuda diğer davalılar da itirazda bulunmuşlardır.
3 - Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğünün temyizine gelince;
Hüküm altına alınan tazminat miktarı için ortada haksız fiil söz konusu olduğuna göre eylemin vukuu tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken dava tarihinden itibaren yürütülmesi hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda belirtilen nedenle BOZULMASINA, 28.04.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy