(1475 S. K. m. 13, 14) (1086 S. K. m. 74)
Dava: Taraflar arasındaki, kıdem tazminatı ve faizi, ihbar ve ücret farkı, yıllık izin, ikramiye ve sosyal hak alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 1.6.1999 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat ile karşı taraf adına Avukat Ali geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalı vekili süresi içinde zamanaşımı def'inde bulunmuştur. Zamanaşımının dava tarihi esas alınarak hesaplanması gerekir. Buna göre; davacının ayni sosyal haklar, yakacak ve ikramiye yönünden dava tarihine göre zamanaşımının başlangıcı olan 25.9.1993 ile fesih tarihi olan 31.1.1997 tarihleri arasındaki dönem de gerçekleşen alacaklarının hesaplanması gerekirken yazılı şekilde hesaplama yapılması hatalıdır.
3- Ayrıca; yakacak ve ayni sosyal hakların hesaplanmasında her dönem yürürlükte olan Toplu İş Sözleşmelerinin nazara alınması gerekirken, tüm yıllara ait alacakların son dönem Toplu İş Sözleşmelerine göre hesaplanması da doğru değildir.
4- Davacı, dava dilekçesinde 1995-1996 yılları dışındaki yıllık izinlerinin eksik kullandırıldığını açıkça belirtmiş olmasına göre önceki yılların izinlerinden bir kısmının kullandırıldığını kabul etmiş sayılmalıdır. Bu bakımdan o yılların izinlerinin hiç kullandırılmamış gibi alacakların belirlenmesi HUMK. nun 74 maddesindeki istekle bağlılık ilkesine ters düşer. Dosyada davacının kimi yıllarda izne çıktığı ve döndüğü tarihleri gösteren belgeler mevcut olduğuna göre taraflara iddia ve savunmaları açıklattırılarak gerektiğinde işyeri belgeleri üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle sonuca gidilmelidir.
1997 yılı yıllık iznine gelince:
İşyerinde uygulanmakta olan Toplu İş Sözleşmesinin 26/A-b/4 maddesinde ihtar sürelerinin mevcut hizmet süresine eklenmek suretiyle bulunacak hizmet süresi üzerinden yıllık izin süresinin hesaplanması öngörülmüştür. Mahkemece bu madde dikkate alınarak hüküm kurulmuş ise de; çalışılmayan böyle bir sürenin çalışılmış gibi kabul edilmesi 1475 sayılı İş Kanunu'nun 49. ve 51.nci maddelerinde ayrıntılı ve sınırlı düzenlemelere aykırılık oluşturur. Bu bakımdan sadece iş kanunu'na göre çalışılmış olan ya da çalışılmış gibi sayılan günler gözönünde tutularak izin alacağı hesaplanmak suretiyle hüküm kurulmalıdır.
5- Toplu İş Sözleşmesinin 59/c maddesinde kıdem tazminatının hakkın doğduğu tarihten itibaren 10 gün içinde ödenmesi öngörülmüş olup bu tür kısa sürelerin Toplu İş Sözleşmeleriyle kabulü Dairemizin yerleşmiş uygulamaları gereği hükümsüz sayılamaz. Bu itibarla onuncu günü takip eden günden itibaren kıdem tazminatı faizi hüküm altına alınmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 65.000.000 TL. duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 01.06.1999 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy