(1475 S. K. m. 13, 14)
Dava: Taraflar arasındaki, kıdem tazminatı farkının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle reddine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davacı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 29.6.1999 salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı adına Avukat ile karşı taraf adına Avukat geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi 2.12.1968 tarihinde işyerinde çalışmaya başlamış, T.... İNC. şirketinin yeni dönemde ihaleyi alamaması sonucu davacı işçiye 30.6.1973 tarihinde kıdem tazminatını ödemiştir. Ne var ki davacı ihale üzerinde kalan sonraki işveren nezdinde de ara vermeksizin çalışmasını sürdürmüş ve en son 1999 yılı ilk aylarında emekli olmak suretiyle işyerinden ayrılmış olup kendisine son dönem için kıdem tazminatı ödenmiştir.
Davacı önceki ve sonraki dönemlerin birlikte dikkate alınmak suretiyle kıdem tazminatı hesabı yapılması gerektiğinden söz ederek fark kıdem tazminat isteğiyle bu davayı açmış mahkemece yapılan yargılama sonunda davacı işçi tarafından düzenlenen ibranameye dayanarak davanın reddine karar verilmiştir. 15.2.1999 tarihli ibraname V.... şirketine hitaben düzenlenmiş olup, metninde Adı geçen şirkette çalıştığım zamana ait ... bütün hak ve alacaklarımı tamamen aldım. Adı geçen şirkette gerek hizmetimden gerekse iş akdinin feshinden mütevellit olarak hiçbir hak ve alacağım kalmamıştır. ... V.... ile ABD Hükümetini kat'i ve gayri kabulü rücu olmak üzere tamamen ibra etmiş olduğumu beyan ederim. denildiği gibi ayrıca Bütün iddia, talep ve davalardan feragat ettiğimi... kabul ederim ifadesine de yer verilmiş olduğu görülmektedir. Bu içerikli ibranamenin VBR dönemi ile ilgili ve sınırlı olduğu kabul edilmelidir. Gerçekten ibraname hakkı ortadan kaldıran bir itiraz niteliğinde olup içeriğinin değerlendirilmesi ve nitelendirilmesi konusunda özellikle iş hukukunda büyük bir hassasiyet gösterilmelidir. Ancak böylelikle iş hukukunun işçiyi koruma temel ilkesine uyulmuş ve işçilik hakları mevzu atımı çerçevesinde güvenceye alınmış olur. Bundan başka belirtmek gerekir ki ibranameye ekli ödeme belgesindeki hesaplamalarında son dönemle ilgili olduğu açık seçik ortadadır. Bu şekilde düzenlenen ibranamelerin gerek Dairemiz ve gerek Hukuk Genel Kurulu uygulamalarında kararlılık kazanmış şekilde içerikleriyle sınırlı olduğu kabul edilmektedir.
Bu maddi ve hukuki olgular karşısında tüm süre dikkate alınarak kıdem tazminatı hesaplaması yapılmalı ve daha önce ödenmiş olan miktar aradan geçen süre içinde yürürlüğe giren faiz oranlarıyla birlikte mahsup edilmek suretiyle kalan miktar hüküm altına alınmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten BOZULMASINA, davacı yararına takdir edilen 65.000.000 TL duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 29.06.1999 gününde oyçokluğu ile ile karar verildi.
Karşı Oy Yazısı
Davacı, 1973 yılında kıdem tazminatı adı altında yapılan ödemenin avans niteliğinde kabul edilmesini, zira işverenin ileride daha fazla kıdem tazminatı ödememek için bu şekilde davrandığını, 1997 yılında akit sona ererken kıdem süresinin ve tazminatının hesabında 1973 yılından önceki sürelerinde nazara alınması gerektiğini ileri sürerek fark kıdem tazminatı talep etmiş mahalli mahkemede ibranameye değer vererek davayı reddetmiştir.
Davacının davasına dayanak yaptığı 01.03.1996-31.3.1998 tarihleri arasında yürürlükte bulunan T.İ.S.nin 37 madde düzenlemesi İş Yasasının emredici hükümlerine aykırı olmadığı sürece geçerlidir. Bu nedenle uyuşmazlığın 1475 sayılı İş Yasasının ve özellikle 14.nci maddesi düzenlemesi gözönünde bulundurularak çözümlenmesi gerekir.
Davacının çalıştığı işyerinin asıl sahibi davada taraf olmayan T.... komutanlığıdır. Davalı olarak gösterilen ve aleyhine hüküm kurulan V.... Temmuz 1988 tarihinde ihale ile işi alandır. Davalı V.... bir Amerikan şirketi olup Temmuz 1988 den önce bu işyerinde işveren olmamıştır. Başka bir anlatımla davacıya ilk kez kıdem tazminatı ödenen 1973 yılında davalı V.... Türkiye'de faaliyet dahi göstermemiş, bu tarihten 15 yıl sonra ihale ile iş almıştır. 1973 yılında işyerinde önceki tarihlerde ihale ile iş alan T.... İnc. firması işveren olarak faaliyet göstermekte, adı geçen şirketin 30.6.1973 tarihinde ihale süresi sona erdiğinden tüm işçilere bu arada davacıya bu şirket tarafından kıdem tazminatı ödendiği anlaşılmaktadır. 1.1.1973 tarihinde işyerinde ihale ile işi dava dışı B.... Şirketinin aldığı ve 2.7.1973 günü davacının bu şirkette işe başladığına dair işe giriş bildirgesi verildiği,
İşyerinin 1.7.1973-30.9.1983 tarihleri arasında B....
1 Ekim 1983-30.9.1988 tarihleri arasında yine dava dışı H.... . şirketleri tarafından işletildiği,
Davalı V.... şirketinin yukarıda açıklandığı gibi ilk kez 1.10.1988 tarihinde ihale kazanması üzerine işveren olduğu ve davacıya 2.7.1973 tarihinde işyerinden son kez ayrıldığı 1997 yılları arasındaki dönem için kıdem tazminatını ödediği belirlenmiştir.
30.6.1973 tarihinde davacıya kıdem tazminatı ödeyen ve davada taraf olmayan T.... İnc Şirketinin bu tarihte ihale süresinin bitmesi sebebiyle işverenliği sona ermiş ve Türkiye'deki işlerini tasfiye etmiştir. İşverenliği sona eren bir firmanın ileride daha fazla kıdem tazminatı ödememek malı için kıdem tazminatı ödediği görüşü nasıl benimsenebilir. 1973 tarihinde işveren olmayan 1988 de ihale sonucu işveren olan davalı V.... şirketinin geçmişe ve 15 yıl öncesine yönelik böyle bir niyetle hareket ettiği nasıl savunulabilir. Mahalli mahkeme kararında açıklanan ...davalı işveren tarafından daha az kıdem ödemek amacına yönelik olarak davacıya hizmet akdi devam ederken ödediği kıdem tazminatı adı altındaki ödemenin avans niteliğinde olduğu... gerekçesi nasıl benimsenebilir.
Olayımızda asıl işveren taşeron ilişkisinin mevcudiyeti, bu ilişkinin muvazaalı olduğu iddiaları da sözkonusu olmamıştır. Dava konumuzda ihale ile işveren iş sahibi ve ihale ile iş alan işveren ilişkisi söz konusudur. 1973 yılında işçilerin hizmet akdi kıdem tazminatı ödemek suretiyle sona erdirilip işyeri işçisiz olarak yeni ihaleyi kazanan dava dışı yeni bir işverence alındığına göre 1973 yılında işyeri devrinden de söz edilemez.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin, aynı davalı hakkında Sinop İş Mahkemesince verilen bir kararla ilgili olarak verdiği 24.10.1995 gün ve 1995/21887-32839 sayılı bozma kararında benimsendiği gibi 1475 sayılı İş Kanununun 14/8 nci maddesinde aynı kıdem süresi için bir defadan fazla kıdem tazminatı ödenemeyeceği kurala bağlanmıştır. Kamu düzeni ile ilgili bu emredici kurala aykırı T.İ.S.sözleşmesine dayanılarak daha önceki kıdem tazminatı ödenen çalışmaların yeniden değerlendirme olanağı yoktur. Bu durumda, davacıya 1973 yılında kıdem tazminatı olarak ödenen miktarın avans kabul edilip tüm çalışmalar karşılığı tazminattan mahsup edilmek suretiyle fark kıdem tazminatının davalı VB.... şirketinden tahsiline karar verilmesi hatalıdır. Çünkü davalı V.... nin ileride daha az kıdem tazminatı ödemek için işveren olmadığı 1973 yılında kıdem tazminatı adı altında ödeme yaptığı ve kötü niyetli olduğu kabul edilemez.
Açıklanan bu nedenlerle davanın reddi gerektiği kanısındayım. Öte yandan ibraname feragatname niteliğindedir. Bu sebeplerle kararın onanması görüşünde olduğumdan daire çoğunluğunun bozma kararına katılamıyorum.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy