(2821 S. K. m. 10)
1- Y. Z. 2- İ. A. 3- H. A. Y. adlarına Avukat T.Ü. ile Belediye İş Sendikası adına Avukat İ.T. aralarındaki dava hakkında İstanbul 2.İş Mahkemesinden verilen 28.4.1999 günlü ve 1277/269 sayılı hüküm davacılar avukatınca temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Uyuşmazlık sendika şubesi olağanüstü genel kurulunun toplantıya çağırılabilmesi için 1/5 delege sayısının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
Sendika şube olağan genel kurulu 25.6.1995 tarihinde toplanmış olup 159 delege mevcuttur. Dosyadaki bilgilere göre 13.12.1997 tarihinde sendika şube olağanüstü genel kurulu yapılmış olup sendikaca düzenlenen delege listesine göre delege sayısı 89 rakamına düşmüştür. Bu delege sayıları dikkate alınmak suretiyle olağan ve olağanüstü genel kurullar gerçekleştirilmiştir.
Çözümlenmesi gereken asıl sorun 2821 sayılı Sendikalar Kanununun 10. maddesinin sondan bir önceki fıkrasında yer alan "delege sıfatı, müteakip olağan genel kurul için yapılacak delege seçimi tarihine kadar devam eder" kuralının olayda uygulanması olanağı bulunup bulunmadığıdır. Dosya içeriğine göre 25.6.1995 tarihli olağan genel kuruldan sonra emeklilik sendika üyeliğinden istifa ölüm gibi nedenlerle delege sayısında azalmalar meydana gelmiştir. Gerçekten bu olgular 2821 sayılı Sendikalar Yasasının ilgili kuralları gereğince gerçekleşmiş ise önceki olağan genel kurul tarihindeki delege sayısının esas alınması imkanı yoktur. Aksi halde fiili delegelikler sona ermesine rağmen önceki toplam delege sayısına göre 1/5 oranının aranması zorunluluğu karşısında daha çok sayıda delegenin olağanüstü genel kurulu toplaması istenmiş olacaktır ki böyle bir durum 2821 sayılı Sendikalar Kanununda öngörülen bireysel sendikal hakların kullandırılmasının güçleştirilmesini ve giderek engellenmesi sonucunu doğurur. Kaldı ki, aynı kanunun 10/1. maddesi" işçi sendika şubesi genel kurulu üyelerden oluşur" kuralına yer verildikten sonra 2. fıkrasında üyelerin çok sayıda olması halinde genel kurulun delegelerle toplanacağı kurala bağlanmıştır. Demek ki delegelik için esas olan üyelik sıfatının varlığıdır. Bir başka anlatımla üyelik sıfatını yitiren bir işçinin delegelik sıfatından söz edilemez. Bu açıklamalar karşısında mahkemece son olağanüstü genel kurulun gerçekleştiği tarihteki delege sayısı ile ilgili liste bir değerlendirmeye tabi tutularak gerçekten üyelik ve dolayısıyla delegelik sıfatlarını kaybeden kişiler değerlendirmeye tabi tutularak 1/5 nisabın gerçekleşip gerçekleşmediğinin açıklığa kavuşturulması gerekir. Gerçekleşmediği sonucuna varıldığında şimdiki gibi davanın reddine karar verilmelidir. Aksi halde işin esası üzerinde durulup inceleme ve değerlendirmeye tabi tutularak olağanüstü genel kurul talebinin yerinde olup olmadığı sorunu çözümlenmelidir. Mahkemece soyut ve genel şekilde esastan da istek reddedilmiş ise de niçin bu sonuca varıldığı gerekçesi gösterilmediği için anlaşılmamaktadır. Yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 3.6.1999 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy