(2821 S. K. m. 60) (4792 S. K. m. 12)
T. Sağlık işçileri sendikası Genel Başkanlığı adına Avukat kadir Atıcı ile T. İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş) adına Avukat Hüseyin Ekmekçioğlu aralarındaki dava hakkında Ankara 7. İş Mahkemesinden verilen 28.4.1999 günlü ve 713/594 sayılı hüküm davacı avukatınca temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
YARGITAY KARARI
Davacı Sendika; davalı Konfederasyonun 26.6.1997 tarihinde toplanması kararlaştırılan Sosyal Sigortalar Kurumu 44. Genel Kuruluna katılacak delege sayılarının (1) delege şeklinde belirlediğini, bu işlemin 4792 sayılı Yasanın 12. maddesine aykırı olduğundan iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı konfederasyon Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Kuruluna delege değil temsilci seçildiğini, davacı sendikayı temsilen temsilci gönderilmediğini, uygulamanın hukuka aykırı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacı sendikaya (1) temsilci verilmesinin matematiksel olarak hakkaniyete uygun bulunduğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı Sendika Türk-İş tarafından temsilci sayıları belirlenirken eşitlik ilkesine uygun davranılmadığından kararın emsal kararlara aykırı olduğu gibi vekalet ücretinin fazla belirlendiğini belirterek bozulmasını istemiştir. Gerçekten 4792 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununun 12. maddesinde yer alan "En fazla işçiyi ve işvereni temsil eden işçi ve işveren konfederasyonu tarafından iş kollarına göre eşit sayıda seçilecek en az 50'şer işçi ve işveren temsilcilerinden", oluşacak anılan kurumun Genel Kurulunda, sendikalardan "delege" değil "temsilci" seçileceği açık ve seçik belirtilmektedir. Bu bakımdan Sendikaların üye sayısı ve aidat miktarının temsilci seçiminde bir önemi bulunmamaktadır.
Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununun 1. maddesinde " iş hayatında türlü hallere karşı ilgili Sigorta kanunu hükümlerini uygulamak... üzere" kurulduğundan en fazla işçiyi temsil eden Türk-İş Konfederasyonunun 2821 sayılı Sendikalar kanununun 60. maddesinde sayılan 28 nolu işkolundan "eşit sayıda" seçilecek temsilciyi sendika veya konfederasyonu değil, o işkolunda çalışan işçileri temsil etmek üzere anılan kurumun Genel Kuruluna göndermesi gerekir. Dosyadaki bilgi ve belgelerden, mahkemenin kararının gerekçe bölümünden davalı Konfederasyonun Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Kuruluna temsilci seçiminde yukarıda gösterilen esaslara riayet etmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda davanın yazılı şekilde reddi hatalıdır.
Mahkemece yapılacak iş, 28 iş kolunda faaliyet gösteren konfederasyona bağlı işçi sendikalarına Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 8.4.1997 tarihli yazısında belirtilen Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Kurulu için katılması istenen 93 üyenin tespitinde her işkolunda tek olan sendikaya üçer temsilci aynı işkolunda birden fazla sendika bulunması halinde her bir sendikaya ikişer temsilcilik tahsisi ile kalan dört temsilciliğin ise " konfederasyon içi demokrasi" uyarınca en çok üyeye sahip olan sendikaya birer temsilcilik vermek suretiyle 4792 sayılı kanunun 12. maddesini sözü ve özüyle birlikte yorumuyla davacı sendika için temsilci sayısının bu esasa göre (3) olarak tespit edilmesi gerektiğinden davanın kabulü yerine reddi bozmayı gerektirmiştir. Öte yandan kabule göre davanın görevsiz mahkemede açılış tarihine göre vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken fazla ücreti vekalete karar verilmesi de hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebebten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 3.6.1999 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Daire çoğunluğunun bozma gerekçesine aşağıdaki nedenlerle katılmıyorum. Mahalli mahkemenin kararı eksik inceleme sonucu, verildiğinden hatalı ise de daire çoğunluğunun benimsediği görüş de eşitlik ve adalet ilkelerinin gerçekleşmesi için yeterli değildir.
Konfederasyonda üye sendikaların güçleri oranında temsil edilmeleri Sendikalar yasasının temel kuralıdır. Davamıza konu 4792 sayılı yasanın 12. maddesi gereğince SSK Genel Kuruluna katılacak işçi ve işveren temsilcilerinin bu ilkeye göre belirlenmesi gerekir. Temsilcilerin mutlaka işkollarına göre ve, o işkolundaki sendikaların üye sayısına göre gücü oranında dağılımının yapılması gerekir. Bu dağılım sonucu konfederasyon üyesi hiçbir sendika temsilcinin kalmaması için her üye sendikaya öncelikle birer temsilci verilmeli konfederasyonca geriye kalan temsilcilerin dağılımında sendikaların üye sayısı itibariyle gücü oranında yapılmalıdır. Davalı konfederasyonun da değişik işkollarındaki üye sendikaların güçleri oranında temsil ilkesini uygulamaya çalıştığı gözlenmiş ise de bazı sendikalar arasında bariz bir eşitsizlik yaratıldığı da dosyaya sunulan belgelerden anlaşılmaktadır. Dava dilekçesinde de örnek gösterildiği gibi 16.600 üyesi olan davacı Toleyis sendikasına 1 delege verildiği halde 17.000 üyesi olan Çimse İş Sendikasına 3 delege tahsis edildiği görülmektedir. Mahkemece bu bariz eşitsizlikler değerlendirilmeden davacının davasının red edilmesi yasal değildir. Mahkemece yukarıda belirlenen esaslara göre inceleme yapılmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Açıkladığım gerekçelerle kararın bozulması görüşündeyim.
KARŞI OY YAZISI
4792 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunun 12. maddesinde. Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Kurulunun ne şekilde oluşacağı belirtilmiş ve diğer katılanlar yanında en fazla işçiyi ve işvereni temsil eden işçi ve işveren konfederasyonu tarafından iş kollarına göre eşit sayıda seçilecek en az 50'şer işçi ve işveren temsilcisinin de genel kurula katılmalarının gerektiği öngörülmüştür.
Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Kurulu, Kurumun sevk ve idaresi için öngörülen bir kuruldur. Bu genel kurulun diğer bazı devlet kuruluşları genel kurullarından bir farkı bulunmamaktadır. Bu hususları belirtmemizin nedeni az sonra temas edeceğimiz görev sorunları ile ilgili açıklamalarımızdır. Genel Kurul toplantısına yönelik ve genel kurlun iptali ile ilgili anlaşmazlıklarda hangi mahkeme görevli olacaktır.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Yasasının 1. maddesinde hangi uyuşmazlıkların İş Mahkemelerinde çözümleneceği hükme bağlandığı gibi 2821 sayılı Sendikalar kanununda da işçi Konfederasyonları hakkında, bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde Medeni kanun ve dernekler Kanunun hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiş, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununda ise sigortalı ile kurum arasındaki uyuşmazlıkta İş Mahkemesinin görevli olduğu belirtilmiştir.
Konfederasyonun hak ve yetkisinde olan temsilci sayısında hata olduğu iddiasıyla genel kurulun durdurulması veya iptali talebiyle açılabilecek dava hangi mahkemede incelenecektir. Yukarıda da belirttiğimiz gibi iş mahkemelerinin görevleri yasalarca belirtilmiştir. Temsilci sayısında hata yapıldığı şeklindeki iddia doğrudan doğruya, genel kurula yönelik olduğundan ve genel kurula yönelik iddiaların tartışılacağı yargı mercii iş mahkemesi olmadığından, genel kurul açılmadan yapılan itirazlarında inceleme yeri yine Asliye Hukuk Mahkemeleridir.
2821 sayılı yasa hükümleri Sendikalar ile Konfederasyon arasındaki uyuşmazlıklarda uygulanabilecek hükümler taşımaktadır. 4792 sayılı yasanın 12. maddesi temsilci gönderme hakkını sadece konfederasyona tanımış olup, sendikalara bu şekilde hak tanınmamıştır.
Dava dilekçesinde sendikadan (3) adet delegenin genel kurula katılmasının sağlanması istenmektedir.
Çoğunluk kararında aynen "... anılan kurumun genel kurulunda Sendikalardan delege değil temsilci seçileceği açık ve seçik belirtilmektedir." denilmekte ise de, gerek kurum yasasında ve gerekse kurum genel kurulu çalışma usul ve esasları hakkındaki yönetmelikte sendikalardan temsilci seçileceğine ilişkin bir hüküm yer almamaktadır. Sendikada açtığı davada bu konudaki yetkinin kendisinde olmayıp konfederasyonda olduğunu açıkça kabul etmekte ve belirlenecek sayıda temsilciyi kendisinin seçip konfederasyona önereceğini ileri sürememektedir. Kendisine temsilci seçmesi yönünde ilgili yasaca hiçbir yetki verilmeyen sendikanın bu kere ortaya çıkıp temsilci sayısına müdahale etmesi yasal olarak olanaksızdır.
İlgili yasanın 12'nci maddesinde eşit sayıda seçilecek en az 50 şer işçi ve işveren temsilcisi tabiri bulunmaktadır. Bu eşitlik işçi ve işveren temsilcileri yönündendir. Yasa koyucu işçi ve işveren arasında eşitliği sağlamak amacıyla bu kuralı getirmiştir. İş kollarına göre eşit seçilecek şeklinde madde anlaşılacak olursa, çağrıyı yapan siyasi otorite bir taraftan daha az temsilci istemek suretiyle yetkisini kullandığından yine iş kollarına göre eşit sayıda temsilci seçilir. Ancak örneğin bir tarafın temsilcisi 56 olmakla diğer tarafın temsilcisi 84 olur ki işte yasa koyucu bu sakıncayı önlemek amacıyla eşit sayıda seçilecek sözleriyle işçi ve işveren temsilci sayısının eşit olmasını istemiştir. Konfederasyonlar bu şekilde eşit olarak temsil edilmekle beraber, işkollarının tümünün temsil edileceği şekilde genel kurula katılacaklardır. Mahkeme görev ve ehliyet sorunu yönündeki itirazlarını irdelemeden işin esasına girip sonuç itibariyle davayı red etmiştir.
Davanın öncelikle görev ve sendikanın dava ehliyeti bulunmaması nedeniyle davayı red etmesi gerekirken, konfederasyonun adaletli bir temsil sistemi yürüttüğünü belirtmesi ve davayı red etmesi göz önüne alındığında sonucu itibariyle doğru olan kararın onanması görüşündeyim.
Full & Egal Universal Law Academy