(1086 S. K. m. 490)
Davacı, ihbar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalılar avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Yargıtay Kararı
Davacı işçi ihbar tazminatı isteğiyle davalılar hakkında açtığı davanın yargılaması devam ederken 1.3.1995 tarihli oturumda iki davacı vekilinden hiç birinin hazır olmadığı ve karşı tarafında davayı takip etmeyeceğini bildirmesi üzerine anılan tarihte dava yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına karar verilmiş;3.10.1996 tarihli oturumda da davacı vekillerinin hazır bulunmaması üzerine ikinci kez dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve yine 25.6.1998 tarihinde de üçüncü kez dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir.
Davacı vekillerinden birinin 25.6.1998 tarihli dilekçesiyle ekli doktor raporundan da anlaşılacağı üzere bir günlük istirahatlı bulunduğunu ve bu nedenle eski hale getirme nedeni oluştuğunu ileri sürerek mahkemece eski hale getirme talebi kabul edilerek 17.9.1998 tarihinde duruşma yapılacağının kendisine bildirildiği ve anılan tarihte de karşı taraf davalılara herhangi bir tebligat yapılmaksızın duruşma açılmış ve davalılar aleyhine hüküm kurulmuştur.
Bu şekilde hüküm tesisi HUMK.409 maddesi kurallarına aykırı olur. Gerçekten anılan maddenin son fıkrasında birinci ve ikinci fıkralar gereğince işlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava, ilk yenilemeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamaz. Aksi halde beşinci fıkra hükmü uygulanır. denilmektedir. Bir önceki fıkrada da işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içerisinde yenilenmeyen davalar açılmamış sayılır ve mahkemece bu hususta kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır. hükmüne yer verilmiştir. Bu kurullar uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirdi. Gerçekten daha önce dava yenileninceye kadar iki kez dosyanın işlemden kaldırılması ortada olduğuna göre üçüncü kez yasa kuralı uygulanmalıydı. Ortada eski hale getirme talebini gerektirir haklı bir neden söz konusu değildir. Zira davacı işçinin iki vekili olduğu gibi mazereti olan vekilinde bir başkasına vekalet verme olanağı mevcuttu. O halde yazılı şekilde verilen yerel mahkeme kararı usul ve yasaya aykırı olduğundan bozmayı gerektirmiştir.
Öte yandan belirtmek gerekir ki bu usuli işlemler sürdürülürken karşı tarafa gelişmelerden haber verilmemiş, belirlenen duruşma günü tebliğ edilmemiştir. Anayasaca güvence altına alınmış olan savunma hakkı böylece zedelenmiş olmaktadır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 18.02.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy