(2004 S. K. m. 67) (1475 S. K. m. 14) (1086 S. K. m. 74)
Dava: Davacı, icra takibine yapılan itirazın iptaliyle icra inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Yargıtay Kararı
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı işçi ihbar ve kıdem tazminatları ile yıllık izin alacağı için icra takibinde bulunmuş, davalı işverenin itirazı üzerine itirazın iptali ve icranın devamı ile birlikte % 40 icra inkar tazminatı da talep etmiştir. Dosya içeriğine göre taraflar arasında bir ücret arttırma konusunda tartışma çıktığı bunun sonunda da aradaki hizmet akdi ilişkisinin son bulduğu ortada ise de davacı işçinin ihbar ve kıdem tazminatlarına hak kazanıp kazanmadığı yargılamayı gerektirdiği ve yıllık ücretli izin alacağının da davacının talepte bulunduğu gibi olmadığı daha az hakkı bulunduğu anlaşıldığından bu tazminat ve alacakların likitliğinden söz edilemez. Böyle olunca icra inkar tazminatı isteğinin hüküm altına alınması hatalıdır.
3- Kıdem tazminatı için fesih tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faizin yürütülmesi 1475 sayılı İş Kanununun 14/11 maddesi gereğidir. Ne var ki davacı işçi bu isteğini % 100 faiz oranı belirtmek sureti ile sınırlamıştır. H.U.M.K nun 74. maddesine göre hakim istekle bağlıdır. Bunun sonucu olarak mahkemece kıdem tazminatı için fesih tarihinden itibaren % 100 oranını geçmemek üzere mevduata uygulanan en yüksek faizin yürütülmesine karar verilmelidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 22.02.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy