(1475 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasındaki kıdem tazminatının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 17.10.2000 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kâğıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat H.D. ile karşı taraf adına asil D.Y.geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı işçi davalıya ait işyerinde çalışırken yıllık iznini kullandığı bir sırada 18 Nisan 1999 tarihinde yapılan yerel seçimlerde belediye başkan adayı olarak seçime girmiş ve seçimi kazanarak 22.4.1999 tarihinde mazbatasını almıştır. 29.4.1999 tarihinde işverene müracaat ederek belediye başkanı seçilmesi sebebiyle görevini yerine getiremeyeceğini bildirmiş, tazminatlarını istemiştir. Bu dava ile ödenmeyen kıdem tazminatını talep etmiş, mahkemece davacının belediye başkanı seçilmesi, işçinin şahsından kaynaklanan zorunlu bir hal olarak kabul edilerek kıdem tazminatı hüküm altına alınmıştır.
1475 sayılı İş Kanunun 16/III. maddesinde "işçinin çalıştığı işyerinde bir haftadan fazla süre ile işin durmasını gerektirecek zorlayıcı sebepler ortaya çıkarsa" bunun işçiye bildirimsiz fesih hakkı tanıyacağı hususu düzenlenmiştir. Somut olayda davacı kendi iradesiyle seçime girmiş ve kazanmak suretiyle işyerinden ayrılmak istemiştir. Bu durumda davacının şahsından kaynaklanan bir hal söz konusu olup, maddede düzenlendiği üzere işyerinde ortaya çıkan zorunlu bir halden bahsetme olanağı yoktur. Bir başka anlatımla bir işçinin belediye başkanı seçilmesi sebebiyle çalıştığı işyerinden istifa etmek suretiyle ayrılması halinde kıdem tazminatına hak kazanamaz. Gerçekten 1475 sayılı iş kanunun 14. maddesinde hangi hallerde kıdem tazminatına hak kazanılacağı hususları düzenlenmiş olup somut olay açısından kıdem tazminatını gerektiren bir kurala yer verilmemiştir. Bu olgulara göre mahkemece davacının kıdem tazminatı isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZLMASINA, davalı yararına takdir edilen 65.000.000 TL duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 17.10.2000 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davacı, 8.1.1985 tarihinden itibaren davalı işyerinde çalışırken 18 Nisan 1999 tarihinde yapılan mahalli idareler seçimine katılarak belediye başkanı seçilmiştir.
Davalı idare, 27.4.1999 tarihinde "belediye başkanı seçilmesi nedeni ile istifaen" sözlerini kullanmak suretiyle davacının iş aktine son vermiştir.
Davacı işletme müdürlüğüne verdiği 29.4.1999 tarihli dilekçesinde, "...27.4.1999 tarihine kadar çalışmalarıma devam ettim. Belediye Başkanı seçilmem dolayısıyla görevini yerine getirmesine imkân olmadığını kıdem ve ihbar tazminatları ile diğer özellik haklarını..." talep etmiştir.
Mahkeme davacının isteğini kabul ederken iş akdinin işverence zorunlu nedenlerle feshedildiği olgusuna dayanmıştır.
Yukarıda da belirtildiği şekilde davacı 27.4.1999 tarihine kadar işyerinde çalışmıştır. 29.4.1999 tarihine kadar yıllık iznini alan işçinin iş akdi 27.4.1999 tarihinde feshedilmiş olup işverende bu tarihe kadar çalıştığını kabul etmiş olup, bu tarihe kadar davacının istifası bulunmamaktadır. O halde işveren çalışmasının belediye başkanlığı ile bağdaşmayacağı gerekçesiyle iş akdini feshetmiş olup işveren iş yasasının 17/III. madde fıkrasına dayanarak iş akdini bozmuş olup kıdem tazminatı ödemekle zorunludur.
Ayrıca herkes seçme ve seçilme hakkına sahiptir. Yasalarda gösterilen özel nedenler olmadan kişilerin bu anayasal haklarını kullanmalarını doğrudan ve dolaylı olarak engelleyecek kurallar getirilemez. Bu olayda her ne kadar iş akdi işverence feshedilmiş olmakla beraber, bir kamu görevi olan belediye başkanlığına seçilmesi dolayısıyla davacı dahi akdi feshetmiş olsa idi yine tazminata hak kazanacağı görüşündeyiz. Çünkü Anayasa'nın tanıdığı bir hakkı kullanmak ve bir kamu görevini yerine getirmek için ayrılma durumu söz konusudur. Bu hususu soyut bir istifa olarak düşünmemek gerekir.
Yukarıda belirtilen nedenlerle kararın onanması görüşündeyiz.
Full & Egal Universal Law Academy