(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 5, 18, 32) (2709 S. K. m. 10) (4721 S. K. m. 2) (2821 S. K. m. 31)
Dava: Davacı, ihbar ve kıdem tazminatı ile ücret farkı alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı her yıl 1 Ocak ve 1 Temmuz itibariyle ücretlere zam yapıldığını, 1998 yılı Temmuz ayında 1 Temmuz itibariyle diğer çalışanlara zam yapıldığı halde, kendisi ve diğer işten çıkanlara işçilik haklarının ve tazminatlarının bu zam uygulanmadan ödendiğini ileri sürerek 1.7.1998 tarihinden itibaren uygulanan ücret zammından doğan ihbar, kıdem tazminatı farkı ve ücret farkının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının ücret zammını belirleyen 27.7.1998 tarihli Yönetim Kurulu Kararından önce işten ayrılmış olması ve sözkonusu karar ile yetki verilen işletme Müdürü'nün daha önceki tarihte işten ayrılanlara ödenmemesi yolunda kararı bulunduğundan yararlanamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davacı Yönetim Kurulu Kararı tarihinde işyerinde çalışmadığından yararlanamayacağı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içerisindeki bordrolardan, gerçekten her yıl Ocak ve Temmuz aylarında ücretlere zam yapıldığı, davacının hizmet akdinin 23.7.1998 tarihi itibariyle sona erdirilmekle birlikte ihbar ve kıdem tazminatının 3.8.1998 tarihinde ödendiği Yönetim Kurulu ile 1.7.1998 tarihinden itibaren ücret zammının uygulanması konusunda yetki verilen işletme müdürünün kararının ise 27.7.1998 tarihli olduğu anlaşılmaktadır.
Anayasa'nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesi; Medeni Kanun'un 2. maddesinde düzenlenen iyiniyet kuralı ve Sendikalar Kanunu'nun 31/3. maddesinde düzenlenen Eşit Davranma ilkesi gereğince, aynı konumda bulunanlar arasında haklı bir neden olmadan ayrım yapılamaz. Esasen dava konusu ücret zammı her yıl düzenli olarak uygulama gelmekle hizmet akdinin bir şartı haline gelmiştir. Ayrıca ihbar tazminatı da zam kararından sonra ödenmiş olup, davacıya sözkonusu ücret zammının uygulanmamasının haklı bir nedene dayandığında ileri sürülüp kanıtlanmamıştır.
Bütün bu nedenlerle davanın reddi hatalıdır.
O halde mahkemece yapılacak iş, bilirkişi tarafından saptanan fark alacaklarının kabulüne karar vermekten ibarettir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 09.11.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy