(657 S. K. m. 48/a)
Dava: Davacı, sendika üyelik aidatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm, süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı sendika 2821 ve 2822 sayılı kanunlar ve 13.05.1999 tarihinde imzalanan toplu iş sözleşmesinin 8. maddesi uyarınca ödenmesi gereken bir kısım üyelerinin sendika aidatlarını ücretlerinden kesmemesi ve sendikaya gönderilememesi nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalınarak 100.000.000 TL'nın faiziyle birlikte işverenden tahsilini istemiş ve istek mahkemece aynen kabul edilmiştir.
Davalı kararı temyiz ederek Kurum Sağlık Tesislerinde kadro karşılıksız sözleşmeli olarak istihdam edilen dava konusu kişilerin işçi sayılamayacaklarından sendika aidatlarının ücretlerinden kesilemeyeceği sendikaya ödenmesinin söz konusu edilemeyeceğinden kararın bozulmasını talep etmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden ve özellikle sözleşmeli personel ile istihdam eden SSK arasındaki başlığında hizmet sözleşmesi sözcüklerine de yer verilen ancak sözleşme ile çalıştırılmasına karar verilen ve işçi sayılmayan kamu hizmeti görevlilerinden olduğu belirtilen davacı sendika üyelerinin 1. maddede 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48/A, 4, 5, 6 ve 7. fıkralarında belirtilen şartları taşıması, 65 yaşını doldurduğu tarihte sözleşmesinin kendiliğinden sona ereceği, 5. maddede işçilerin aksine ücretinin peşin olarak ödeneceği 6. maddesinde memurlarda olduğu gibi izin sürelerinin belirlendiği, 8. maddede çalışma saat ve sürelerinin Bakanlar Kurulunca Devlet Memurları için tespit edilenlere göre belirleneceği, 12. maddesinde sözleşmeli personelin kesintisiz 3 gün veya yılda 10 gün göreve gelmediğinde sözleşmesinin feshedileceği, 15. maddede sözleşmenin uygulanmasından doğacak uyuşmazlıkların idari mahkemelerce çözümleneceği hususlarına yer verilmesiyle tarafların aralarındaki ilişkinin hizmet akdine dayanmadığı açıkça anlaşılmaktadır.
Gerçekten, SSK hastanelerinde konusu bir kamu hizmeti olan sağlık işleri için idarenin kamu gücüne dayanan yetkilerini kullanabilmesi ve tek yanlı hareket yetkisine sahip olması bu sözleşmeyi özel hukuk sözleşmelerinden ayırmakta olup sözleşmenin bu esaslara uygun olarak yapıldığı ortadadır.
Bu durumda davacı sendikanın hizmet akdi ilişkisi içinde bulunmayan sözleşmeli personeli üye olarak kabul etmesi ve sendika üye aidatlarını davalı kurumdan istemesinin yasal dayanağı bulunmadığından davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulü hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 30.11.2000 gününde oybirliğiyle karar verildi.
KARŞI OY
Davalı Sosyal Sigortalar Kurumu cevap ve temyiz dilekçelerinde, sendikaya üye olan görevlilerin 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasasının 123. maddesi gereğince istihdam edildiklerini ve bu nedenle işçi olarak kabul edilemeyeceklerini ileri sürmekte ve bu maddeye bağlı kalmaktadır.
Bu maddeden hareket eden kurum, sendikaya üye olan görevlilerin kadro karşılıksız sözleşmeli (çakılı sözleşmeli) sağlık personeli olduğunu savunmaktadır.
Sosyal Sigortalar Yasasının 123. maddesinde; ...Kurum, bu kanunla kendisine verilmiş bulunan görevlerini yerine getirebilmek ve sağlık yardımlarını yapabilmek için, sağlık istasyonu, eczane ve benzeri müesseseler kurup işletebileceği gibi gerekli gördüğü yerlerde hastane, eczane, hekim, eczacı ve ebelerle ve diğer gerçek tüzel kişilerle sözleşmeler yapmaya da yetkilidir.... denilmektedir.
Bu maddeden anlaşılacağı şekilde kurumun sağlık tesisi açamadığı yerlerde bulunan özel hastane, eczane, hekim, eczacı ve ebelerle ve diğer gerçek tüzel kişilerle sözleşmeler yapabilmesini teminen bu düzenleme getirilmiştir. Bu kişiler ve kuruluşlar kurumun sigortalılarına dışarıdan hizmet vermektedirler. Yani kurumun tabiriyle (çakılı sözleşmeli) kadro karşılıksız sözleşmeli personel değildirler. Kendileri adlarına üye aidatı talep edilen kişiler ise kurumun asli görevlileridirler. Bu nedenle bu kişilerle Sosyal Sigortalar Kanununun 123. maddesine dayanarak sözleşme yaptık demenin hiçbir yasal ve hukuki bir değeri bulunmamaktadır.
Davalı kurum sendika üyesi olan kişileri 657 sayılı Devlet Memurları Yasasının istihdam şekilleri başlıklı 4. maddesinde yer alan sözleşmeli personel olarak çalıştırdığını ileri sürmemektedir. Belirtilen yasa maddesinde yer alan sözleşmeli personel ancak zaruri ve istisnai hallere münhasıran olmak üzere özel bir meslek bilgisine ve ihtisasına ihtiyaç gösteren geçici görevlerde istihdam edilebilir. Sosyal Sigortalar Kurumu zaruri ve istisnai hallere münhasır olmak üzere üye olan kişileri çalıştırdığını savunmam aktadır. Ayrıca bu kişiler özel bir meslek bilgisine ve ihtisasına ihtiyaç gösteren kişilerde değillerdir. Yaptıkları iş de sürekli iştir.
Ayrıca en önemli husus davalı sözleşmeli personel olarak çalıştırdığını savunmamaktadır. Davalının savunmadığı bir çalışma şeklini kararla benimsetmek mümkün değildir.
Çalıştırılan kişilerin statülerinin iddia edilip savunulduğu şekilde Sosyal Sigortalar Yasasının 123. maddesi ile bir ilgisi yoktur. Davalı sözleşmeli personel olarak çalıştırdığını da ileri sürmemektedir. Kurumun bu türlü çalıştırmayı ileri sürmesi yasal açıdan mümkün olamadığından bu savunma yapılamamıştır. Kişiler memur da olmadıklarına göre geriye işçi statüsünde çalıştırma kalmakta olup, aidat kesintisi talep edilen kişiler de işçi statüsünde çalıştırılmışlardır. Ayrıca sözleşmenin başlangıcında da bir hizmet sözleşmesi yapıldığı vurgulanmaktadır. Taraflar ücret ve yapılacak iş üzerinde birleşmişlerdir. Belirli süreli bir hizmet sözleşmesi ile çalıştırılan kişi işçi niteliğinde olduğundan sendikaya üye olma hakkı olup sendikanın da aidat talep etme hakkı bulunduğundan usul ve yasalara uygun olan mahkeme kararının onanması görüşündeyim. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy