(1475 S. K. m. 13, 14)
Dava: Davacı, fark ihbar ve kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir.
Hüküm, süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi, davalı işyerinde her ay devamlı olarak ödenen primin ihbar ve kıdem tazminatı hesabında dikkate alınmadığını belirterek fark tazminat isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece davacının imzasını itiraz etmediği 19.04.1999 tarihli ibraname ile hiçbir hak ve alacağının kalmadığını belirttiğinden bahisle isteğin reddine karar verilmiş ise de, söz konusu ibranamede miktar yazılı olduğu gibi, davalı işverence verilen 22.06.2000 tarihli dilekçede tazminat hesabında dikkate alınacak bir prim ödemesi olmadığını belirtmiştir. Davalının bir taraftan hakkın doğmadığını ileri sürmesi, diğer taraftan ibranameye dayanması açık bir çelişkidir. Dosyada mevcut ücret bordrolarına göre davacıya her ay değişik miktarlarda prim ödendiği anlaşılmaktadır. Dairemizin yerleşmiş uygulamasına göre devamlılık ve kararlılık arz eden bu tür ödemelerin ihbar ve kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması gerekir. Böyle olunca, anılan ibranamenin makbuz niteliğinde olduğu kabul edilerek, bilirkişi tarafından belirlenen miktar bir değerlendirmeye tabi tutularak hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 28.11.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy