(1475 S. K. m. 1) (2820 S. K. m. 71)
Dava: Davacı, ihbar ve kıdem tazminatı, izin ücreti ile ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir.
Hüküm, süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalılar hakkında açtığı dava ile çalıştığı sürelerin sigortalı hizmet süresi olarak kabul edilmesiyle birlikte ihbar ve kıdem tazminatları ile izin ve ücret alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalılar ise cevap dilekçelerinde; davacının çalışmasının olmadığını ve başka işyerlerinden sigortalı olarak gösterilmesi nedeni ile işyeri olarak gösterdiği siyasi parti binasında fiilen bir çalışmasının olamayacağını ancak parti üyesi olması sıfatıyla bazı işleri yüklendiğini belirtmişlerdir.
Davacı 1993 yılı Eylül ayından 30.07.1996 tarihine kadar parti il binasında çaycı ve hizmetli olarak çalıştığını belirterek parti genel başkanlığı ile Sosyal Sigortalar Kurumuna karşı bu davadaki isteklerin aynısını tekrarlayarak daha önce bir dava açmış ise de, mahkeme siyasi partiler yasasının 71. maddesinden hareketle, işe alınması yönünde genel merkezce yetki ve sonradanda onay verilmediği için genel başkanlığa husumet düşmeyeceği ve sorumluluğun sözleşmeyi yapan veya yükümlülük altına giren kişilere ait olacağı gerekçesiyle davacının istemini husumet yönünden reddetmiş olup, davacı bu kere il ve ilçe başkanları ile ilçe sekreteri olan davalılar hakkında dava açmış bulunmaktadır.
Davacı öncelikle hizmetlerinin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesini istemektedir.
Dava dilekçesinde 1993 yılı Eylül ayından 30.07.1996 tarihine kadar sürekli olarak çalıştığını davacı belirtmiş ise de, 09.09.1998 tarihli oturumda "...sigortalı yapılmadığı için 1995 yılı haziran ayında ayrıldığını ve 01.01.1996 tarihinde yeniden işe başlatıldığını ..." belirtmektedir.
Gerçekten 12.06.1995 tarihinde işe başladığını gösteren sigortalı tekrar işe giriş bildirgesi Şirketinden verilmiş olup, bu durum davalıların bir kısım itirazlarını karşılamakta olup, 26.08.1996 tarihini taşıyan bildirgeyi veren Şirketinde ise davacının parti işyerinden ayrıldıktan sonra çalışmaya başladığı olgusunu ortaya koymaktadır.
Bu nedenlerle davacının 1993 yılı eylül ayından 1995 yılı Haziran ayına ve yine 01.01.1996 tarihinden 30.07.1996 tarihine kadar davalıların temsil ettikleri parti işyerinde çalışıp çalışmadığının tartışılması ve belirlenmesi gerekirken mahkemenin talep konusu yapılan tüm sürelerin başka işverenlere ait işyerlerinde geçtiği gerekçesiyle istemleri reddetmesi hatalıdır.
Parti il başkanı olarak 14 Haziran 1996 tarihinde belge düzenleyen, davacının 1993 Yılı Eylül ayından 14 Haziran 1996 tarihine kadar partide çaycı olarak çalıştırıldığını belirtmektedir.
Ayrıca davalılar vekili cevap dilekçelerinde partinin elektrik aboneliğinin davacı üzerine yaptırıldığını beyan etmiş olmakla ve parti çalışanı olmayan bir kimse adına abonelik yapılmasının dahi hayatın olağan akışına aykırı olması ve dinlenilen tanıkların davacının partiye ait çay ocağını çalıştırmakla görevlendirildiğini ve çay servis hizmetlerinde istihdam edildiği ve ücret ödemesi yapıldığını ifade etmeleri karşısında, taraflar arasında karşılıklı hak ve borçlar doğuran hizmet akdinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bütün bu anlatımlar karşısında mahkemece kanıtların yeterli derecede irdelenip değerlendirilmediği anlaşılmakla, mahkemenin taraflar arasında hizmet akdinin mevcudiyetini belirleyip bu akdin süresi ve isteklerin niteliğine göre davacının isteklerinde haklı olup olmadığını da belirlemeden mücerret olarak çalışma bulunmadığı kanaatiyle hüküm tesis etmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 04.12.2000 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy