(1475 S. K. m. 14)
Dava: Davacı, fark kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde, davacı avukatınca temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davalı işveren 28.5.1999 tarihli fesih ihbarla 8 haftalık yasal önel süresi sonunda 22.7.1999 tarihinde davacı işçinin iş sözleşmesini feshedeceğini bildirmiş olup davacı çalışmasını bildirim sonuna kadar sürdürürken 1.7.1999 tarihinde işçi ücretlerine zam yapılmıştır. Davacı bu zammında dikkate alınarak kıdem tazminatı hesaplanması gerektiğini ileri sürerek fark tazminat isteğinde bulunmuştur. Mahkemece istek reddedilmiştir.
Mahkemenin değerlendirmesi hatalıdır. Zira işçi çalışmasını sürdürdüğüne ve kararlaştırılan son ücrete de hak kazandığına göre bu zam dikkate alınarak kıdem tazminatı hesaplanıp istek doğrultusunda hüküm kurması gerekirdi. Davalı işverenin zammın yapıldığı tarihte çalışmasını sürdüren davacıyı bu zamdan muaf tutması doğruluk ve bağlılık kuralı ile bağdaşmaz, eşit işe eşit ücret ilkesine de böyle bir uygulama ters düşer.
Daha açık anlatımla fesih işlemi hükmünü 22.7.1999 tarihinde doğurduğu için davacının zamdan yararlandırılmaması düşünülemez.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21.12.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy