(2004 S. K. m. 68) (1475 S. K. m. 26)
Dava: Davacı, icra takibine yapılan itirazın iptali ile %40 icra inkâr tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altını almıştır.
Hüküm süresi içinde, davalılardan S.A. avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı, işçiye 6000 Amerikan Doları ödendiği davalılardan S.A. tarafından savunulmuş, davacı ise 6000 değil daha az bir miktar ödendiği iddia edilerek icra takibi ve itiraz üzerine de bu davanın açılması yoluna gidilmiştir. Görüldüğü gibi alacak miktarı likit olmayıp ancak yargılama sonunda belirlenebilecektir.
Böyle olunca, icra ve inkâr tazminatının hüküm altına alınması hatalıdır. Mahkemece yapılacak iş anılan tazminatın reddine karar verilmesinden ibarettir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 29.1.2001 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davacı işyerinde altı ay süre ile aylık 1000 dolar ücretle çalıştığını 4.350 dolar aldığını bakiye ücretinin ödenmediğini iddia etmiş, hakkında hüküm kurulan davalı ise davacının 10.7.1997-31.7.1997 ve 1.10.1997-31.1.1998 tarihleri arasında çalıştığını çalışma süresinin iddia edildiği gibi altı ay olmadığını savunmuştur.
Bu durumda öncelikle davacının çalışma süresi yönündeki iddiasını kanıtlaması gerekir. Davacı bu yönde delil sunmamış ve iddiasını kanıtlamamıştır. Buna rağmen davacının altı ay süre ile çalıştığını kabul ederek bakiye ücret alacağının hüküm altına alınmasını yerinde görmediğimden kararın bu yönden de bozulması kanaatinde olduğumdan daire çoğunluğunun kararına bu yönden katılamıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy