(1475 S. K. m. 26)
Dava: Davacı, ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde, davacı avukatınca temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Mahkemece bozma kararına uyularak davalı işverenin takas ve mahsup savunması dikkate alınmak suretiyle hüküm kurulmuş ise de davalı işverenin tek taraflı olarak düzenlediği faturalara itibar edilerek, işverenin alacaklı olduğunun kabulü doğru değildir. Davacının dava açılmadan önce noter ihtarnamesi ile kendisine belirtilen fatura muhteviyatına itiraz etmemiş bulunması faturayı ve dolayısı ile içeriğini kabul ettiği anlamında değerlendirilmemelidir. Başka bir anlatımla Türk Ticaret Kanununun 23. maddesinin işveren ile işçi arasındaki ilişkilerde uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Kaldı ki, hizmet akdinin devamı sırasında yönetici pozisyonunda bulunan davacı işçinin şirkete ait aracı şirket işlerinde kullandığı kural olarak kabul edilmeli, şayet işverenin rızası olmadan özel işlerde kullanıldığı kanıtlanır ise buna ilişkin masraflardan işçinin sorumlu olduğu düşünülmelidir. Dosya içeriğine göre davalı işverence sözkonusu aracın davacı tarafından özel işlerde kullanıldığı ıspatlanmış değildir. Böyle olunca davalının alacaklı olduğu kabul edilerek, davacının dava konusu alacağından mahsup cihetine gidilmek suretiyle hüküm kurulması hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21.11.2000 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy