(1475 S. K. m. 14, Ek. m. 2)
Dava: Taraflar arasındaki, kıdem tazminatının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 27/2/2001 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat H. Yücer geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi 1.4.1979 tarihinde dava dışı G. Otomotiv Sanayi AŞ. işçisi olarak çalışmaya başlamış ve 11.1.1990 tarihinde kıdem tazminatı ödenmek suretiyle sözleşmesi feshedilmiştir. Davalıya ait işyerine ise 1.1.1990 tarihinde girişi gösterilmiş ve 6.4.1999 tarihinde bu işyerinden emeklilik sebebiyle ayrılmış ve kendisine kıdem tazminatı ödenmiştir. Davacı işçi açmış olduğu bu davada 1990 yılı öncesindeki çalışmalarının da son işverence ödenen kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması gerektiğim ileri sürerek, fark kıdem tazminatı isteğinde bulunmuş, mahkemece isteğin kabulüne karar verilmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki davalı işveren ile davacının daha önce çalıştığı dava dışı şirketin ayrı tüzel kişiliklerinin olduğu tartışmasız olup, her iki şirketin de aynı holding bünyesinde toplanmış olmalarının davacının talebi açısından bir önemi bulunmamaktadır. Ayrıca belirtmek gerekir ki, işe giriş bildirgelerine göre davacının 1990 yılı öncesi çalıştığı yer ile davalı işverene bağlı olarak çalıştığı yerler birbirinden farklıdır. Yine davacı işçinin davalı işverenle arasında 1.1.1990 tarihinde belirsiz süreli hizmet akdiyle çalışmaya başladığı anlaşılmakta olup, davacının emeklilik sebebiyle ayrılacağına dair 1999 yılında vermiş olduğu dilekçesinde ve ayrılışında verdiği ibranamede, işe giriş tarihini kendisi 1.1.1990 olarak göstermiştir. Bu durumda davacı önceki işverence sözleşmesinin feshedilmesi sebebiyle tazminatını almış, ayrı bir yerde kurulu davalı işyerinde çalışmaya başlamıştır. Dairemizin yerleşmiş uygulamasına göre işverenin işçisine ilerde daha az kıdem tazminatı ödemek için çıktı, girdi göstermek suretiyle hizmet akdi devam ederken ödenen kıdem tazminatları avans mahiyetinde kabul edilmekte ise de, somut olayda iki ayrı işveren söz konusu olup, davacı işçi birinden diğerine geçtiği bir aşamada kıdem tazminatı aldığına göre, bunun avans olarak değerlendirilmesi olanağı bulunmamaktadır. Böyle olunca davacı davalı şirket döneminde hak kazandığı kıdem tazminatını tamamen aldığından mahkemece önceki dönem hizmetleri birleştirilmek suretiyle fark kıdem tazminatına karar verilmesi hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 97.500.000 TL duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 27.2.2001 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARSI OY
Mahkemece verilen karar kanuna ve özellikle 1475 sayılı İş Kanununun 14. maddesinin amacına uygun olup, onanması gerektiği görüşündeyim, bu nedenle sayın çoğunluğun bozma kararına katılamıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy