(1475 S. K. m. 13, 14)
Dava: Taraflar arasındaki ihbar, kıdem ve kötüniyet tazminatı, ücretli izin, ikramiye, sosyal haklar ve ücret farkının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar avukatlarınca istenilmesi ve davacı avukatıncada duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 20.2.2001 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı adına Av. A. R. Ö. geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1. Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm temyiz itirazları ile davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Davacının davalı ile birlikte avukat olarak 15.6.1992 tarihinde belirli süreli hizmet aktiyle çalışmaya başladığı, sözleşmesi her yıl yenilenmek suretiyle bu çalışmasını 20.5.1997 tarihine kadar sürdürdüğü bu tarihte kendisine kıdem ve ihbar tazminatları ödenerek sözleşmesinin feshedildiği, davacının bu tarihten sonra serbest avukatlık bürosu açmasına izin verildiği ve aynı gün davalı birlik ile serbest avukatlık sözleşmesi adı altında yeni bir sözleşme imzalandığı dosya içindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Davacı açmış olduğu bu davada 31.12.1999 tarihinde sözleşmesinin yenilenmemek suretiyle işverence feshedildiğini ileri sürerek 1992-1999 yılları arasında geçen tüm çalışmaları karşılığı kıdem ve ihbar tazminatı isteklerinde de bulunmuştur. Davalı vekili ise 20.5.1997 tarihinden sonraki çalışmaların vekalet aktine dayandığını savunmuştur. Mahkemece anılan tarihten sonraki çalışmalarında hizmet ilişkisine dayandığı görüşü isabetli bir şekilde benimsenerek istek konusu kıdem ve ihbar tazminatları tüm süre dikkate alınarak hesaplanmak suretiyle hüküm altına alınmıştır. Ne varki, davacı 20.5.1997 tarihinden sonra kendisine ait ayrı bir avukatlık bürosu açtığını ve bu yerde üçüncü kişilerin davalarını takip etmek için vekaletnameler aldığına göre, bu yeni dönemde davalı birliğe karşı kısmi çalışması sözkonusudur. Gerçekten bu yeni sözleşme ile davacının ücretinde indirim yapılmış, davacının 1475 sayılı İş Kanunun 60. maddesi uyarınca ücretten indirim yapılamayacağı şeklindeki itirazı ile bu davadaki fark istekleride mahkemece kabul edilmemiştir. Bu olgulara göre davacının, kısmi çalışmayı öngören ücreti daha düşük ve şartları farklı yeni bir sözleşme ile 20.5.1997 sonrasında da hizmet aktine dayalı olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Böyle olunca davacıya bu sözleşme öncesinde yapılan ödemelerin tamamen önceki çalışmaları tasfiye niteliği taşıdığı kabul edilmelidir. Somut olayda davalı işverenin davacıya ilerde daha az tazminat ödemek için bu yola başvurmadığı ortadadır. Davalı işveren davacının tam gün çalışmalarının karşılığı hak kazandığı tazminatlarını ödemek suretiyle sözleşmeyi sona erdirmiştir. Mahkemece 1997 yılı öncesi çalışmalarının ihbar ve kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması hatalıdır. Davacının kıdem ve ihbar tazminatları 20.5.1997 tarihinden sonraki hizmetleri karşılığı olarak hesaplanmalı ve hüküm altına alınmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 20.2.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy