(1475 S. K. m. 13, 14) (5521 S. K. m. 7)
Dava: Davacı, ihbar ve kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı ilk davada ihbar ve kıdem tazminatı ile birlikte faiz isteminde bulunmuştur. Bu dava ile birleştirilen ek davada ise aynı alacaklar için faiz yürütülmesini dilekçesinde belirtmemiştir. Ancak yargılamanın ilk oturumunda ek dava içinde faiz isteminde bulunmuştur.
Mahkeme ek davaya konu istekler için faiz yürütmemiştir.
İş Mahkemelerinde kural olan sözlü yargılama usulüdür. Sözlü yargılama usulünün geçerli olduğu uyuşmazlıklarda taraflar ilk oturumda iddia veya savunmalarını tutanağa geçirirler. Bu işlemden sonra iki taraf anlaşmadıkça iddia ve savunmalarını değiştiremezler. Somut olayda da davacı vekili ek davanın ilk oturumunda isteği konusunda beyanda bulunurken açıkça kıdem ve ihbar tazminatına faiz uygulanmasını talep etmiştir. Bu istem ilk oturumda gerçekleştiğine göre, dilekçede yer almayan bu hususun iddianın genişletilmesi olarak değerlendirilmesi hatalıdır. Mahkemece ek davaya konu kıdem ve ihbar tazminatına faiz yürütülmemesi isabetsiz olup, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 4.12.2000 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy