(1475 S. K. m. 13, 14)
Dava: Davacı, ihbar ve kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir.
Hüküm, süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı 15 yıldan beri davalı işyerinde çalıştığını ve 14.06.1999 tarihinde işyeri kantininden aldığı değeri çok düşük bazı eşyaların parasını ödemeden çıkış yaptığı gerekçesiyle iş akdine son verildiğini ve o gün için çok dalgın olduğunu çünkü, güneydoğuda operasyonlara katılan oğlundan uzun süredir haber alamadığı gibi kızının da menenjit hastalığı nedeniyle büyük gerginlikler içinde olduğunu ve bu ailevi sorunlarının yarattığı unutkanlık ve dalgınlıklar sonucunda para ödemeden çıkmış olabileceğini ileri sürerek, işverenin haksız ve yanlış değerlendirmelere dayanarak iş akdini sona erdirmesinden dolayı, ihbar ve kıdem tazminatlarının hüküm altına alınmasını istemiştir.
Davalı işveren ise savunmalarında, davacının işyerinde hırsızlık yapmayı adet haline getirdiğini ve eyleminin tespit edildiğini belirterek açılan davanın reddini istemiştir.
Davacının 14.06.1999 günü işyeri kantininden toplam değerleri 3.675.500 TL olan bisküvi, kuruyemiş cinsi bazı eşyaları aldığı ve karşılığını ödemeden çıkış yaptığı tutanakla tespit edilmiştir. Olayın tek bir görgü tanığı bulunmakta olup, diğer davalı tanıkları duyumlara dayanarak tutanağı imzalamışlardır.
Olayı tespit eden davalı tanığı
.. beyanlarında ...davacıyı takip ettim, bir kaç kuruyemiş ve bisküviyi poşete koydu, sonra poşeti kasanın yanına bıraktı ve diğer reyonlardaki askerlerle bazı şeyler konuştuktan sonra kasanın yanındaki poşeti alıp dışarı çıktı, bende arkasından çıktım ve gazinoya gitti ve bir müddet durduktan sonrada gazinoyu terk ettiği anda kendisine müdahale ettim ve bana bir hata yaptım... şeklinde sözler söylediğini ifade etmiştir.
Dinlenilen davacı tanıkları beyanlarında, 15 yıldır işyerinde çalışan davacının o güne kadar hiç bir kötü eylemine tanık olmadıklarını ve o günlerde gerek operasyonlarda bulunan oğlundan bir süredir haber alamaması ve gerekse kızının ağır hasta olması dolayısıyla dalgın ve unutkan hareketler sergilediğini ifade etmişlerdir.
Olayların gelişiminden ve tanık ifadelerinden davacının güneydoğuda çarpışma bölgesinde bulunan oğlundan haber alamamaktan ve kızının ağır hasta olmasından dolayı aşırı stres altında bulunduğu ve her iki çocuğunun içinde bulundukları durumdan dolayı endişe, korku, karamsarlık ve tedirginlik içinde bulunduğu ve bunlara bağlı olarak bilişsel işlevlerinin olumsuz yönde etkilenmesi sonucunda dikkatini toplamasının, hatırlamasının zorlaştığı ve unutkanlık eylemlerinin ortaya çıktığı açık olup, tanıklarda bu durumların davacıda olduğunu ifade etmişlerdir.
15 yıldır işyerinde çalışan ve herhangi bir hırsızlığı tespit edilemeyen davacının bu süre içerisinde de kantinden devamlı alışveriş ettiği belirgin olmakla, o güne kadar parasını vermeden dışarı çıkmayan davacının o gün için yukarıda belirtilen psikolojik sorunlarının doğurduğu etkenlerden dolayı para ödemeyi unuttuğu açıktır.
Ayrıca olayı tespit eden tanık, davacının eşyaları poşete koyup kasaya getirdiğini ve burada bir müddet bırakıp diğer reyonları dolaştığını ifade etmektedir. Bu ifadeden de anlaşılacağı şekilde davacı önce kasaya gelmiş ve para ödemek istemiş daha sonrada aklına gelen bazı eşyalar için diğer reyonların görevlileri ile görüşmeler yapmıştır. Bütün bu olgular, davacının hırsızlık amacı taşımadığını ortaya koymaktadır. Olayı baştan beri takip eden görevli çıkarken niçin davacıyı ikaz etmemiştir. Davacı işyerinden de uzaklaşmamıştır. Görevlinin iyi niyetli olmadığı açıktır. Baştan itibaren yapılacak bir ikaz sonucunda unutkanlık içinde olan davacının çok küçük bir meblağı ödeyebileceği tartışmasızdır. Bu nedenlerle davacıyı hırsızlıkla itham etmek mümkün değildir. Davacının eylemi tamamen dalgınlık ve unutkanlık sonucu olup bu eyleminin karşılığının basit bir ikaz ve hatırlatma olması gerekirken, iş akdinin feshi gibi ağır bir müeyyide getirilmesi her şeyden önce iyi niyet kuralları ile bağdaşmamaktadır. Mahkemenin hatalı değerlendirme ile verdiği kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 20.02.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy