(1475 S. K. m. 13, 14, 39, 49, 54)
Dava: Davacı, ihbar ve kıdem tazminatı, fazla çalışma ve yıllık izin ücreti, bayram ve hafta tatili gündelikleri, ikramiye, ücret ile iş güvencesi tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm, süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dosya içeriğine ve özellikle tanık anlatımlarına göre davalıya ait işyerinde ayda iki hafta tatilinde çalışma yapıldığı anlaşılmaktadır. Böyle olunca her hafta tatili ya da ayda iki haftadan fazla çalışma yapılmış gibi hafta tatili çalışma karşılığı alacağı hesaplanması hatalıdır. Bu durumda mahkemece yapılacak iş istek dikkate alınmak sureti ile kabul edilen başlangıç tarihinden itibaren hafta tatili alacağı hesaplanmalıdır. Öte yandan hesaplamaların dönem dönem yapılması zorunluluğu vardır. Bir başka anlatımla son ücret üzerinden hesaplama yönüne gidilemez.
3- Dini, resmi bayram günleri çalışma karşılığı ücretlerle ilgili bilirkişice yapılan hesaplamada denetimden yoksundur. Bu konuda bilirkişi raporunda esas alınan dönemlerde hangi dini ve resmi bayramın bulunduğu ve bunların kaç gün olduğu açık şekilde gösterilmelidir. Tanık anlatımlarına göre dini bayramlar tatil günleri işyerinde çalışma yoktur. O günlerin dikkate alınıp alınmadığı da belli değildir. Bundan başka bir hesaplamanın da çalışmanın gerçekleştiği tarihlerdeki ücretler dikkate alınarak yapılması gerekir.
4- Ücret ve bu nitelikte olan hafta tatili ve bayram tatili alacaklarının faiziyle birlikte hüküm altına alınması doğru ise de bunların bölüm bölüm miktarları gösterilerek ödenmesi gereken tarihlerde açıklanmak sureti ile o tarihten itibaren faiz yürütülmelidir. Son toplu iş sözleşmesi ayın yirmisine kadar zorunlu hallerde ödemenin gecikebileceğini öngörmüş bulunduğuna göre ayın yirmisinden itibaren faiz yürütülmelidir. Bu belirtilen hususlar tarih dışında ikramiye alacakları içinde geçerlidir.
5- İhbar tazminatı alacağı için davacı önce kısmi dava açmış yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporundan sonrada gerçekleşen tazminat belli olduktan sonra ek dava yoluna başvurmuştur. Bu itibarla hüküm altına alınan alacaklar kapsamına girdikleri davalılara göre belirlenerek ilk dava kapsamına giren için ilk dava tarihinden ek dava kapsamına girenler içinde esas dava tarihinden itibaren faiz yürütülmelidir.
6- Giyim ve izin alacakları için hak ediş tarihlerinden itibaren faiz yürütülmesi doğru değildir. Bu alacaklar toplu iş sözleşmesinin 59. maddesi kapsamında düşünülemez. Bu itibarla davalı işveren daha önce temerrüde düşürülmemiş ise kapsamına girdikleri dava tarihlerine göre faiz yürütülmelidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 12.02.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy