(1475 S. K. m. 9, 26)
Dava: Davacı, ücret ve ikramiye farkı, 8 günlük ücret ile giyim yardımının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm, süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı, davalı idareye ait işyerinde mevsimlik işçi olarak çalışmaktadır. İşyerinde uygulanmakta olan 01.03.1993 - 28.02.1995 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesinin 100. maddesinde mevsimlik ve sürekli işlerde çalışan işçiler yönünden bir ayrım yapılmaksızın birinci ve ikinci yıl zamları ayrı ayrı gösterilmiştir. Daha sonraki 01.03.1995 -28.02.1997 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesinin 100. maddesinde ise daimi ve mevsimlik işçilerin gündelikleri ve zamları ayrı ayrı öngörülmüştür. Bu son toplu iş sözleşmesinin 100. maddesinin A bendinin 1 ve 2. fıkralarında daimi işçilerin gündelikleri ile ilgili olarak belirlenen ücret ve zamlarının mevsimlik işçiler hakkında uygulanmayacağı açıklanmıştır.
01.03.1993 - 28.02.1995 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesinin bitiminden sonra ve 01.03.1995 - 28.02.1997 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesinin imzalandığı 23.11.1995 tarihinden önce yetkili işçi ve işveren temsilcileri 15.06.1995 tarihli protokolü düzenlemişlerdir. Bu protokolün 2. bendinde geçici işçilere 1994 yılının ilk altı aylık (01.03.1994 - 31.08.1994) skalaları üzerinden ücret tahakkuk ettirileceği ve 1995 yılı toplu iş sözleşmesi imzalandığında geçici işçilere ayrıca ayda seyyanen 500.000 TL/brüt ücret ilave edileceği kurala bağlanmıştır.
Davacı işçi öncelikle 1994 yılı Eylül ayı çalışması nedeni ile toplu iş sözleşmesinin o döneme ilişkin hükümleri gereğince ücret zammı yani fark ücret talebinde bulunmuştur. Protokolün çalışılmış olan ve kazanılmış ücrete bir etkisi olduğu düşünülemez. Bu bakımdan mahkemenin kabulü doğrudur.
1995 yılı 21 Haziran da başlayan ikinci çalışma dönemi ile ilgili olarak fark ücret ve ikramiye isteklerine gelince:
Yetkili taraflarca düzenlenen protokolün ileriye yönelik olarak geçerli olduğu kabul edilmelidir. Dairemiz de protokolün böyle bir durumda hüküm ifade edeceği görüşünü benimsemektedir.
Ne var ki, protokolden sonra 23.11.1995 tarihinde imzalanan 01.03.1995 - 28.02.1997 tarihleri arasında geçerli toplu iş sözleşmesi yürürlük başlangıç tarihinden itibaren daimi ve mevsimlik işçiler arasında ayırım yaparak mevsimlik (geçici işçiler için) dönem dönem ücret belirlemesi öngörmüştür. Böylelikle protokolün imza tarihini de içine alan bu dönem için davacıya söz konusu toplu iş sözleşmesinin 100. maddesinin mevsimlik işçilere ilişkin (B) işaretli bölümündeki ücretler esas alınarak hesaplamalar yapılmalı, protokole göre ödenen ücretler toplu iş sözleşmesinde belirlenen ücretlerden az ise aradaki farka karar verilmeli, aksi halde 1995 yılına ait ücret ve ikramiye fark istekleri reddedilmelidir.
Her ne kadar mahkemece 15.06.1995 tarihli protokolün toplu iş sözleşmesi ile eşdeğerde olmadığı görüşünden hareketle istek doğrultusunda hüküm kurulmuş ise de protokolün toplu iş sözleşmesi taraflarının temsilcileri aracılığıyla düzenlenmiş bulunduğu için bu belgelerden birinin ya da ötekinin üstün olduğu sonucuna varılamaz.
Gerçekten taraflar temsilcileri aracılığı ile protokolle ücret zammı tespit etmişlerdir. Davacı ve onun durumundaki diğer mevsimlik işçiler 02.06.1995 de mevsimlik işe başlamışlar ve mevsim sonu 27.10.1995'e kadar çalışmalarını sürdürmüşler bu dönemde henüz 01.03.1995 -28.02.1997 dönemini kapsayan toplu iş sözleşmesi yürürlüğe girmiş değildir. Zira bu sözleşme 23.11.1995 tarihinde imzalanmıştır. Ayrıca belirtmek gerekir ki bu son toplu iş sözleşmesinin geçici 5. maddesinin 2. fıkrasında taraflar arasında düzenlenen 15.06.1995 tarihli protokol, bu toplu iş sözleşmesinin imza tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılmıştır şeklindeki özel hükme yer vermiştir. Bu kural da göstermektedir ki toplu iş sözleşmesinin imzalanması tarihine kadar protokol kurallarının uygulanması zorunluluğu vardır.
Davacı işçi 1994 yılı Ağustos ayından 8 günlük ücretinin de ödenmediğini ileri sürerek alacak isteğin de bulunmuştur. Davalı işveren ise mevsimlik işçilerin hizmet akitlerinin genelge ile askıya alındığı 15.08.1994 tarihinden itibaren bir aylık çalışmanın başladığı tarihe kadar davacının çalışmadığını bu nedenle ücrete hak kazanmadığını belirtmiştir. Bu durumda öncelikle davacıdan söz konusu ücret alacağının hangi tarihler arasındaki çalışmanın karşılığı olduğu açıklattırılmalı, belirtilen süre, şayet 15.08.1994 - 01.09.1994 tarihleri arasındaki döneme rastlıyorsa, davacıdan 7 günlük çalışma yaptığını kanıtlamak üzere delilleri istenmeli davalı işverenden de mukabil delilleri sorularak yapılacak değerlendirme sonunda bu istek red veya kabul edilmelidir.
3- Toplu iş sözleşmesinin 5. maddesinde belirli süreli hizmet akdi kavramına yer verilmiş ise de maddenin düzenleniş biçiminden yararlanacakları sınırlı biçimde gösterilmiştir. Giyim yardımı 5. maddede yer almadığı halde, bundan davacının yararlandırılması doğru değildir.
4- Hüküm altına alınan fark ikramiye alacağının içinde ilave tediyenin de yer aldığı anlaşılmaktadır. 6772 sayılı kanun gereği ödenmesi gereken ilave tediyeye toplu iş sözleşmesinde yer verilmiş bulunması bu alacağın sözleşmeden kaynaklandığını göstermez. Böyle olunca, yasadan kaynaklanan bu alacağa en yüksek işletme kredisi faizinin yürütülmesi hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 15.02.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy