(2004 S. K. m. 67, 68) (1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 6)
Dava: Davacı, icra takibine yapılan itirazın iptali ile %40 icra-inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde, davalı avukatınca temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı işçi, kıdem tazminatı gecikmiş günler faizinin tahsili için icra takibinde bulunmuş olup, davalı işverenin bu takibe itiraz ettiği için takip durmuştur. Bunun üzerine davacı itirazın iptali ve takibin devamı isteği ile bu davayı açmıştır. Mahkemece, istek doğrultusunda hüküm kurulmuştur. Ancak icra inkar tazminatına da karar verilmesi hatalıdır. Zira burada uyuşmazlık konusu olan kalem kıdem tazminatı olmayıp gecikilen süre için ödemesi gereken faiz konusundadır. Mevduata uygulanan en yüksek faizin günümüzde oranının sık sık değiştiği bilinen bir gerçek olduğu gibi bu faiz oranının belirlenmesinde de tereddütler bulunmaktadır. Mevduata uygulanan faiz oranının aylık, üç aylık ya da yıllık olup olmaması uygulama ile ortaya konulmuş ve uyuşmazlık çözümlenmiştir. Bu bakımdan faiz alacağının bu somut olayda likitliğinden söz edilemez. Bu konuda kıdem tazminatı miktarının belirli olması da sonuca etkili değildir. Bu durumda icra inkar tazminatının reddine karar verilerek hüküm oluşturulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 12.3.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy