(1475 S. K. m. 13, 14)
Dava: Davacı, ihbar, kıdem ve kötü niyet tazminatlarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: l. Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Davacı işçi, ihbar ve kıdem tazminatı hesabında ihbar öneli içinde yürürlüğe giren ücret zammının da dikkate alınması gerektiğini ileri sürerek fark ihbar ve kıdem tazminatı isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece ihbar ve kıdem tazminatının peşin ödenmediği gerekçesi ile istek gibi hüküm kurulmuş ise de; davacı işçiye 23.2.1999 günü fesih bildiriminde bulunulduğu ve 24.2.1999 günü ihbar ve kıdem tazminatının ödendiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Somut olayda fesih bildiriminin yapılmasından hemen sonraki gün ödeme yapıldığı imzalı bordro ile açık olup bu durumda ihbar tazminatının peşin ödendiğinin kabulü gerekir. Dairemizin kararlılık kazanmış uygulamasına göre ihbar tazminatının peşin ödenmesi ile akdin sona erdiği ve ihbar öneli içinde gerçekleşecek haklardan yararlanmak için bu konuda hizmet akdinde veya Toplu İş Sözleşmesinde açık hüküm bulunması gerektiği kabul edilmektedir. Fesih tarihi itibariyle işyerinde uygulanan Toplu İş Sözleşmesinde bu hususta açık bir düzenlemeye yer verilmiş olmadığından davacı işçinin önel içinde yürürlüğe giren ücret zammından yararlanması mümkün değildir. Böyle olunca, davacının fark ihbar ve kıdem tazminatı isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde isteğin kabulü hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 13.03.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy