(1475 S. K. m. 13, 14)
Dava: Taraflar arasındaki kıdem tazminatının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle reddine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davacı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 18.4.2000 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı adına Avukat Yalçın Akçalı ile karşı taraf adına Avukat Özlem Allioğlu geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, T.C. Turizm Bankası A.Ş. de 10.5.1974 tarihinde müstahdem kadrosunda işçi olarak işe başlamış olup bankaca 15.8.1988 tarihinden geçerli olmak üzere aralarında davacının da bulunduğu 21 personelin sözleşmeli statü istihdamına karar verilmiş olup, müstahdem kadrosu ile aynı görevde çalışmasını sürdüren davacıya 10.5.1974-15.8.1988 arası süre için kıdem tazminatı adı altında bir ödeme yapılmıştır.
Davacının sözleşmesi devam ederken, T.C. Turizm Bankası A.Ş., Yüksek Planlama Kurulunun 20.1.1989 tarih ve 1989/T-2 sayılı kararı ile T.C. Kalkınma Bankası A.Ş.ne tüm aktif ve pasifleri ile birlikte devredilmiştir. Davacı devir sonrası yine müstahdem kadrosunda dağıtıcı işçi olarak istihdam edilmiş ve 26.4.1999 tarihi itibariyle de Sosyal Sigortalar Kurumundan yaşlılık aylığı bağlanarak emeklilik nedeniyle iş akti sona eren davacıya davalı banka tarafından 15.8.1988-26.4.1999 arası çalışma süresi için kıdem tazminatı ödenmiştir.
Davacı iddiasında T.C. Turizm Bankasındaki hizmeti ile davalı T. Kalkınma Bankasındaki hizmeti toplamı üzerinden kıdem tazminatı hesaplanarak ödenen avans niteliğinde miktarların mahsubu ile bakiye kalan kıdem tazminatının hüküm altına alınmasını istemiştir.
Mahkeme, davacının emekli olmak suretiyle işten ayrıldığı tarihte sözleşmeli personel olduğu, işçi statüsünde bulunmadığını belirterek davanın reddine karar vermiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki; davalı T. Kalkınma Bankası A.Ş. ilgili kanun Hükmünde Kararname ve Yönetmeliklerine göre Özel Hukuk Hükümlerine tabi bir kuruluş olup, tüm personeli memur ya da sözleşmeli olmayıp işçi statüsündedir. Davacıya da emekli olduğu tarihte yürürlükte bulunan personel yönetmeliğinin 46/1 ve ücret yönetmeliğinin 21 inci maddesi ile 1475 sayılı İş Kanunun 14 üncü maddesi hükümlerine göre kendisine kıdem tazminatı ödemesinde bulunulmuştur. Bu durumda mahkemenin red gerekçesi yerinde değildir.
Taraflar arasındaki asıl uyuşmazlık davacının sözleşmeli statüsü adı altında istihdamına karar verildiği 15.8.1988 tarihinden önceki ve sonraki hizmetlerinin kıdem tazminatı hesabında birleştirilip birleştirilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Davacının ilk göreve başladığı T.C. Turizm Bankası A.Ş. 7470 sayılı kanunla hususi hukuk hükümlerine göre kurulmuş bir A.Ş. iken, banka personeli 1475 sayılı İş Kanunu kapsamında istihdam edilmiştir. Ancak daha sonra ilgili kanun hükmünde kararnameler ile Kamu İktisadi Devlet Teşekkülleri kapsamına alınmıştır. Bu arada davacı da 1475 sayılı İş Kanunu hükümleri çerçevesinde işçi statüsünde çalışmasını sürdürmekte iken 15.8.1988 tarihinde kendisine kıdem tazminatı adı altında bir ödeme yapılarak aynı tarih itibariyle sözleşmeli statüde istihdamına karar verilmiştir. Davacının bu tarihten itibaren de görevinde ve fiilen yaptığı iş ve iş şartlarında herhangi bir değişiklik olmamış, yine sürekli olarak müstahdem kadrosunda dağıtıcı olarak çalışmasını sürdürmüş, hizmetinde de bir kesinti ve ara verme olmamıştır. Davacının yaptığı işin özel bir ihtisas ve mesleki bilgiyi gerektirmeyen tamamen bedensel faaliyete dayalı bir iş olduğu da herhangi bir terüddüte yer vermeyecek şekilde açıktır. Bu durumda davacı sözleşmeli personel sayıldığı sürede de müstahdem kadrosunda dağıtıcı olarak çalıştığına göre gerçekte sözleşmeli personel olmayıp işçi statüsündedir. Nitekim davalı bankada davalının sözleşmeli statüde istihdamına karar verildiği 15.8.1988 tarihinden emekli olduğu 26.4.1999 hizmet süresi için kıdem tazminatı ödemekle bu süreyi işçilikte geçen süre olarak kabul etmiştir.
1475 sayılı İş Kanunun 14. maddesinde kıdem tazminatının hangi hallerde işçiye ödeneceğini açıkça hükme bağlamıştır. Kıdem tazminatı hakkı hizmet aktinden ancak kanunda öngörülen sebeplerle sona ermesi halinde doğan bir alacak olup, bu hak doğmadan önce yapılan bir ödemenin ise avans niteliğinde sayılması gerekir. Davacı ise ilk işe başladığı 10.5.1974 tarihinden emekli olduğu 26.4.1999 tarihine kadar işe hiç ara vermeden sürekli olarak müstahdem kadrosunda çalıştırılmıştır. Her ne kadar davacının T.C. Turizm Bankası A.Ş. tarafından sözleşmeli personel statüsünde çalıştırılmak amacıyla hizmet aktini 1475 sayılı İş Kanunun 13. maddesine göre, resen feshettiği iddia edilerek, kıdem tazminatı adı altında bir miktar ödemenin yapıldığı anlaşılmakta ise de, burada hizmet aktinde bir kesinti olmamış ve aynı görevde çalıştırılmıştır. O halde davacıya yapılan ödeme 1475 sayılı İş Kanunun 14. maddesinde tanımlanan kıdem tazminatı olmayıp avans niteliğindedir. Bir an için davacının sözleşmeli personel statüsüne geçirildiği kabul edilse bile, kanunda statü değişikliği nedeniyle kıdem tazminatı ödeneceğine dair bir hükme de yer verilmiş değildir.
Bu durumda davacının ilk işe başladığı tarihten emekli olduğu tarihe kadar tüm hizmet süresi nazara alınarak en son çalıştığı ücret üzerinden tavan sınırlaması göz önünde bulundurulmak suretiyle hesaplama yapılarak bulunacak kıdem tazminat miktarından ödenen miktarların faizleri ile birlikte tenzili ile bakiyesinin hüküm altına alınması gerekirken reddine karar verilmesi hatalı olup, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, Davacı yararına takdir edilen 65.000.000 TL. duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 18.04.2000 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Davacı, dava dışı Turizm Bakanlığında 10.5.1974-15.8.1988 tarihleri arasında 1475 sayılı İş Yasasına tabi hizmet akdi ile çalıştığı ve bu tarihte KİT.lerdeki uygulama gereği davacı ile anılan işveren arasındaki hizmet akdi ilişkisi işveren tarafından sona erdirilerek davacıya kıdem tazminatı ödendiği ve 233 sayılı K.H.K. gereği taraflar arasında sözleşmeli personel sözleşmesi yapıldığı,
İşyerinin davalı Kalkınma Bankasına devir tarihine kadar 16.8.1988-20.1.1989 tarihleri arasındaki ilişkinin sözleşmeli personel statüsünün devam ettiği,
İşyerinin devir işleminden sonraki işveren davalı Kalkınma Bankası tarafından 16.8.1988 tarihinden sonraki sözleşmeli personel ve Hizmet akdi ile geçen tüm süre için davacının emekliliği nedeni ile kıdem tazminatı ödendiği anlaşılmaktadır.
Davacı önce kıdem tazminatı ödenen 10.5.1974-15.8.1988 tarihleri arasındaki süresinde nazara alınarak emekli olunan tarihteki son ücret üzerinden kıdem tazminatı hesaplanmasını istemiş mahkemece istek reddedilmiştir.
Burada çözümlenmesi gereken 1475 sayılı yasa gereği hizmet akdi ile çalışırken işveren tarafından hizmet akdi anılan yasanın 13. maddesi gereği sona erdirilip kendisine kıdem tazminatı adı altında ödeme yapılan işçi ile 233 sayılı K.H.K. hükümleri gereğince sözleşmeli personel olarak sözleşme yapılması halinde, 1475 sayılı yasa gereği taraflar arasında mevcut hizmet akdinin sona erip ermediği, bu statü değişikliği sırasında kıdem tazminatı adı altında ödenen paranın kıdem tazminatı mı yoksa avans mı olduğu konularıdır.
Dairemiz önceki kararlarında istikrarlı şekilde yukarıda açıklanan statü değişikliğinde 1475 sayılı yasa gereği kurulan hizmet akdinin sona erdiğini, eğer bu statü değişikliğinde hizmet akdini işveren sona erdirmişse işçinin kıdem tazminatına hak kazandığını ve bu sırada yapılan ödemenin kıdem tazminatı olduğunu istikrarlı şekilde kabul etmiştir. (Örneğin 9.H.D. 6.4.2000 gün 2000/1083-4863 sayılı bozma kararı) somut olayda farklı bir durum mevcut değildir. Daire çoğunluğunun bu statü değişikliği sırasında kıdem tazminatı adı altında yapılan ödemenin avans olduğu görüşünü benimsemek mümkün değildir. Zira avans hizmet akdi devam ederken yapılan ödemelerdir. 15.8.1988 tarihinde hizmet akdi işveren tarafından sona erdirilmiş ve bu sona erdiriş sebebiyle davacıya kıdem tazminatı ödenmiştir. Bu tarihten sonraki ilişki iş yasalarından değil 233 sayılı K.H.K.dan doğan sözleşmeli personel statüsüne dayanmaktadır. Sözleşmeli personel; ilişkisinin ileride hizmet akdi ilişkisine dönüştürüleceği de bilinemeyeceğinden işverenin kötüniyetli davrandığı da ileri sürülemez. Esasen bu yolda bir iddia da mevcut değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacıya hizmet akdinin sona erdiği 15.8.1988 tarihinde ödenen kıdem tazminatının avans olarak kabul edilmesi, yasal düzenlemeye, dairemizin önceki kararlarına ve dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
1475 sayılı yasanın 14/8. maddesine göre de aynı kıdem süresi için bir defadan fazla kıdem tazminatı ödenemez.
Tüm bu sebeplerle sonuç itibariyle doğru olan mahalli mahkeme kararının onanması görüşünde olduğumuzdan, daire çoğunluğunun bozma kararın katılamıyoruz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy